22/02/2026
من 2012 إلى 2025… آه يا أيام زمان، ما زلت لا تغيب عن بالي.
كنا أطفالاً نلعب بالرمل أمام الباب، وكان عالمنا الصغير ساحة لعب كبيرة. أحياناً نأخذ المعول ونذهب إلى الحقل ونشعر كأننا كبار. كانت ثيابنا تمتلئ بالغبار لكن لم نكن نهتم أبداً.
وعندما يقترب أذان المغرب كانت أصوات الأمهات تتردد في الحي، فنترك اللعب على مضض. إذا عطشنا نشرب الماء من الخرطوم ثم نعود نجري إلى اللعب من جديد. في تلك الأيام كان الوقت لا يمر؛ الأيام طويلة والهموم صغيرة.
الآن مرت السنوات وتفرّق كل واحد في طريقه، لكن أمام ذلك الباب ورائحة التراب وتلك الضحكات ما زالت بداخلي. الإنسان يكبر، لكن طفولته تبقى دائماً في قلبه…
2012’den 2025’e… Hey gidi eski günler, hiç aklımdan çıkmayan.
Çocukken kapının önünde kumlarla oynardık, küçük dünyamız koca bir oyun alanıydı. Bazen kazmayı alıp tarlaya gider, kendimizi büyükler gibi hissederdik. Üstümüz başımız toz olurdu ama umurumuzda bile olmazdı.
Akşam ezanı yaklaşınca annelerin sesleri mahallede yankılanır, istemeye istemeye oyunu bırakırdık. Susadığımızda hortumdan su içer, sonra yine koşarak oyuna dönerdik. O zamanlar zaman geçmek bilmezdi; günler uzun, dertler küçüktü.
Şimdi yıllar geçti, herkes bir yerlere savruldu. Ama o kapının önü, o toprak kokusu, o kahkahalar hâlâ içimde bir yerde duruyor. İnsan büyüyor ama çocukluğu hep kalbinde taşıyor…