Btp Sinop il Başkanlığı

Btp Sinop il Başkanlığı Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sinop il Başkanlığı

CFR’NİN İTİRAFI VE DOLARIN SALTANATINI YIKAN MİLLİ PARALAR       Küresel jeopolitiğin ve Amerikan dış politikasının mutf...
03/06/2026

CFR’NİN İTİRAFI VE DOLARIN SALTANATINI YIKAN MİLLİ PARALAR

Küresel jeopolitiğin ve Amerikan dış politikasının mutfağı olarak kabul edilen Dış İlişkiler Konseyi (CFR), "Bozulan Ekonomik Düzen" başlıklı analiziyle adeta bir devrin kapandığını ilan etti.

Soğuk Savaş sonrası inşa edilen tek kutuplu dünya rüyası ve kurallarını Washington'ın koyduğu neoliberal kapitalist düzen resmen çöktü.

2008 küresel finans kriziyle başlayan Çin'in yükselişi ve pandemiyle derinleşen çatlaklar, bu çöküşü artık geri dönülemez bir noktaya taşımış durumda.

Ancak bu büyük çöküşün arkasında, perde arkasında, en stratejik bir dinamik yer alıyor: Küreselleşmenin panzehiri olan Prof. Dr. Haydar Baş'a ait Milli Ekonomi Modeli'nin "milli paralarla ticaret" hamlesi.

DOLARIN SİLAHLAŞMASI VE KÜRESELLEŞMENİN SONU
Yıllarca serbest piyasa dogması ve neoliberal politikalarla "modern esaret karşılığı" dünyayı fonlayan Washington, kendi hegemonyasını korumak adına doları bir finansal silaha dönüştürdü.

Kendi çıkarlarına ters düşen ülkelere uyguladığı yaptırımlar, borçlandırma mekanizmaları ve ambargolar, aslında kendi sonunu hazırlayan süreci hızlandırdı.

IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar, küresel fonların ülkeleri boyunduruk altına alma ve siyasi tavizler koparma aracı olarak işlev görüyordu.

Ancak Washington'ın Venezuela'ya müdahaleleri, İran'a yönelik savaş tehditleri ve Çin'in önünü kesme çabaları, hedef alınan devletleri savunma mekanizmaları geliştirmeye itti.

Bu küresel baskıya karşı ülkelerin sığındıkları tek güvenli liman, Prof. Dr. Haydar Baş tarafından 2005 yılında dünyaya ilan edilen "Milli Ekonomi Modeli" ve bu modelin en dinamik projesi olan "milli paralarla ticaret" uygulaması oldu.

İlk olarak 2008 yılında Rusya ve Çin arasında hayata geçirilen, ardından BRICS bloku ve diğer ulus devletler tarafından benimsenen milli paralarla ticaret, doların küresel rezerv para tekelini kökünden sarstı.

MİLLİ PARALARIN DEVREYE GİRMESİ,KÜRESLLEŞMENİN SUNDUĞU TEK TARAFLI SÖMÜRÜ ÇARKINA "MİLLİ BİR DİRENÇ"DUVARI ÖRDÜ.

Washington'ın imaj kaybı ve içten çürüyen hegemonya
CFR'nin raporunun en çarpıcı itiraflarından biri de iç siyasi aktörlerin küresel meşruiyete vurduğu darbedir.

Özellikle ABD Başkanı Trump dönemiyle belirginleşen; müttefikleri tehdit etme, uluslararası anlaşmalardan çekilme ve geleneksel düşmanlarla öngörülemez yakınlaşmalar kurma stratejisi, uluslararası düzendeki Amerikan güvenilirliğini temelinden sarstı. CFR'nin tabiriyle Washington, "ekonomik düzenin meşru dayanağı olma" iddiasını kaybetti.

Güvenlik garantilerinden şüphe duyan müttefikler bile finansal ve ticari stratejilerini kökten değiştirerek dolardan kaçış yolları aramaya başladı.

Finansal gücünü ve yaptırım etkisini kaybeden ABD, bu kaybı telafi etmek için müttefiklerine ek vergiler koyma, savunma ve finansal destekleri kısma yoluna gitti.

Bu hırçın refleks, Washington'ı küresel arenada daha da yalnız bir aktör haline getirdi.

Küreselleşme ve kapitalizm rüyasından uyanan devletler, piyasayı serbest bırakarak küresel sermayedarların ekmeğine yağ sürmek yerine, halkları yararına birer organizatör ve planlayıcı olarak ekonominin merkezine oturmaya başladı.

YENİ DÜNYA DÜZENİ: MÜTEKABİLİYET YA DA TARİHTEN SİLİNME
Gelinen noktada IMF ve Dünya Bankası gibi İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan kurumlar, varlıklarını sürdürseler bile eski tartışmasız güçlerini ve tarafsızlık imajlarını tamamen yitirdiler.

CFR, bir sonraki ABD yönetimine çok net ve sert bir uyarıda bulunuyor: Eski sistemi tamir etmeye çalışmak vakit kaybıdır; Washington artık dünyaya emir yağdıran bir üst akıl gibi değil, müttefikleriyle eşit şartlarda müzakere eden bir ortak olarak masaya oturmak zorundadır.

ABD hala ciddi bir sermaye ve yenilikçilik gücüne sahip olabilir, ancak artık karşısında kendisine zerre güvenmeyen bir dünya var.

Sömürü çarkları duran, sert politikalara saptıkça daha da çuvallayan bir Amerika gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Günün koşulları; milli paralarla ticareti, kendi kaynaklarına ve emeğine dayanarak büyümeyi, ülkelerle tek taraflı değil, karşılıklı çıkara dayalı adil ilişkiler kurmayı zorunlu kılmaktadır.

Değişen bu yeni paradigma karşısında tek kutuplu kibir krizini aşamayan ve adil bir paylaşıma yanaşmayan bir ABD, tarih sahnesinden silinmeye mahkumdur. https://www.yenimesaj.com.tr/cfrnin-itirafi-ve-dolarin-saltanatini-yikan-milli-paralar-H1608024.htm

SOSYAL DEVLET / MİLLİ DEVLETHer kültür ve medeniyet kendi değerlerinden yola çıkarak insana yorum getirirken; insana ait...
01/06/2026

SOSYAL DEVLET / MİLLİ DEVLET
Her kültür ve medeniyet kendi değerlerinden yola çıkarak insana yorum getirirken; insana ait olan sosyal olayları da sahip olduğu bakış açısı ile değerlendirmiştir.
Devlete getirilen tarif ve yorum ise, bir bütün olarak sosyal olaylara, ekonomiye, hukuka, idareye, siyasete, çevreye, topyekun insana ve onunla alakalı olan olgulara bakış açısını ortaya koymaktadır.
Bu bağlamda devletin piyasalarda ne kadar ve hangi kimlikle yer alacağı, sosyal harcamalara bütçeden ne kadar fon ayıracağı, hangi oranlarda kimden vergi toplayacağı, vatandaşları ile arasındaki hukukun temellerinin ne olduğu ve hangi esaslara dayandırılacağı, nasıl yönetileceği gibi birçok sorunun cevabı, hep bir bakış açısını yansıtmaktadır.
21. asırda yaşıyoruz ama yeryüzünde eski asırlardan daha az kan akmıyor. Gelişen ve kalkınmakta olan dünyanın yüzde 36'sından fazlası yoksulluk içinde yaşıyor. Söz konusu insanlar, günde 2.10 dolardan az kazanarak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.
Gelecekte karınlarını doyurup doyuramayacakları konusu, bireylerin en büyük kaygısı haline gelmiştir. Yeryüzünün hiçbir yerinde gerçek manada can güvenliği kalmamış; her gün binlerce insan, ya savaş ve işgallerden ya da cinayetlerden ölmektedir.
İnsan hakları, özgürlük, demokrasi gibi temel kavramlar, belki de tarihin hiçbir döneminde bugünlerdeki kadar istismar edilmemişti. Demokrasi adı altında ülkeler işgal ediliyor, insan hakları adı altında devletler etnik parçalanmaya tabi tutuluyor.
Öte yandan toplumlarda sınıflar arasındaki çatışma, yüzyıllardan beri devam edip gelmekte; işçi–işveren arasındaki mücadele, çözümsüzlük yumağı olarak insanlığın önünde durmaktadır.
Ekosisteme zarar verme ve çevreyi tahrip etme hususunda adeta insanoğlunun üstüne bir varlık yoktur.
Güçlü olanların her zaman haklı addedildiğine, özellikle haksız olduklarında bile daha çok haklıymış gibi kabul gördüklerine; Irak'ta, Suriye'de, Filistin'de ve dünyanın birçok bölgesinde hukukun hiçe sayıldığına hep beraber şahit oluyoruz." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli) https://www.yenimesaj.com.tr/devletin-gelir-kaynaklari-ve-sosyal-devlet-H1607815.htm?sayfa=5

DEVLETİN GELİR KAYNAKLARI VE SOSYAL DEVLETDeflasyon, fiyatlar genel seviyesindeki sürekli düşüşün adıdır. Toplam talebin...
01/06/2026

DEVLETİN GELİR KAYNAKLARI VE SOSYAL DEVLET
Deflasyon, fiyatlar genel seviyesindeki sürekli düşüşün adıdır. Toplam talebin yetersiz kalmasından kaynaklansa da, bazen piyasada fazla para olmasına rağmen yine de deflasyon görülebilir.
Gelir dağılımındaki dengesizlik deflasyonu doğuran sebeplerden biridir. Tüketim kesimine yeniden tüketim kabiliyeti kazandırılması sağlanmadan deflasyondan çıkılamaz.
Getirdiğimiz sosyal devlet projeleri ile sosyal adalet temin edildiği gibi, aynı zamanda ekonomilerin deflasyona girmesine engel olunarak sürekli büyümenin temelleri atılır. Enflasyon ise, fiyatlar genel seviyesindeki yükselmeyi ifade eder. Maliyet enflasyonu ve talep enflasyonu olarak ikiye ayrılır.
DEVLETİN GELİR KAYNAKLARI
MEM'deki projeler için devletin gerekli finansmanı nereden bulacağı sorusuna cevap vererek bitirelim.
Bize göre devletin gelir kaynakları sadece vergiler değildir.
- Vergilerin yanı sıra,
- Senyoraj hakkının devreye konması ile elde edilecek gelirler,
- Ve madenlerin devlet-millet ortaklığı ile işletilmesinden elde edilecek gelir.
Ve devletin gider kalemlerinde faizle dışarıdan alınan borçların olmaması da elde edilen paranın tamamının millete hizmet olarak kalması demektir. https://www.yenimesaj.com.tr/devletin-gelir-kaynaklari-ve-sosyal-devlet-H1607815.htm?sayfa=3

BAĞIMSIZ TÜRKİYE PARTİSİ GENEL BAŞKANI HÜSEYİN BAŞ
29/05/2026

BAĞIMSIZ TÜRKİYE PARTİSİ GENEL BAŞKANI HÜSEYİN BAŞ

BTP'DEN ÇOŞKULU 19 MAYIS ŞÖLENİ"19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutlamak için buradayız. Türkiye, tarihinde bu kadar...
19/05/2026

BTP'DEN ÇOŞKULU 19 MAYIS ŞÖLENİ
"19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutlamak için buradayız. Türkiye, tarihinde bu kadar şanlı ve büyük başarıların olduğu tek ülkedir. Biz millet olarak birliğimizi tesis etmeyi başarırsak, bizi bölüp parçalamaya çalışan bütün dış mihraklara en şiddetli biçimde karşı durursak, kıyamet sabahında şu dünya üzerinde bir tane devlet ayakta kalırsa o da Türkiye Cumhuriyeti Devleti olacak arkadaşlar, bundan hiç endişeniz olmasın. Tarihin en büyük adamlarından biri Mustafa Kemal Atatürk'tür. Onun gibi tutkuyla hatırlanan ve anılan başka bir örnek de hiçbir yerde bulamazsınız."
"EVLERİNİZE BAYRAK ASIN"
Prof. Dr. Haydar Baş'ın milli bayramlarda ifade ettiği, "evlerinize bayrak asın" tavsiyesini hatırlatan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, "Bu milli bayramlar bizler için, bizden sonra gelen nesiller için, evlatlarımız için; Atamızı, cumhuriyetimizi ve bağımsızlığımızı muhafaza etmek adına en önemli günlerdir. O yüzden ebedi liderimiz merhum Haydar Baş her zaman milli bayramlar için bize bir öğütte bulunurdu ve 'Evlerinize bayrak asın. Eğer evlerinize bayrak asmazsanız başka ülkelerin askerleri gelir sizin evinize kendi bayraklarını asar' derdi. Biz de bu motivasyonla, bu kararlılıkla, bu inançla ve bu bilinçle milli bayramları layıkıyla kutlamaya devam edeceğiz arkadaşlar" şeklinde konuştu. https://www.yenimesaj.com.tr/btpden-coskulu-19-mayis-soleni-H1606921.htm?sayfa=2

BTP’DEN ÇOŞKULU 19 MAYIS ŞÖLENİPartisinin Ankara Gençlik Kolları tarafından organize edilen coşkulu 19 Mayıs şöleninde k...
19/05/2026

BTP’DEN ÇOŞKULU 19 MAYIS ŞÖLENİ
Partisinin Ankara Gençlik Kolları tarafından organize edilen coşkulu 19 Mayıs şöleninde konuşan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, “Milli kimliğimizi kaybedersek vatanımızı da kaybederiz” dedi.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Ankara Gençlik Kolları, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı düzenlenen programla kutladı. Kutlama programına BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program şölen havasında geçti. Hep birlikte söylenen marşlar salonda büyük coşku oluştururken, Hüseyin Baş dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, Türkiye Cumhuriyeti'nin kıyamet sabahına kadar var olacağını söyleyen BTP lideri Baş, şöyle konuştu: https://www.yenimesaj.com.tr/btpden-coskulu-19-mayis-soleni-H1606921.htm

ATATÜRK'ÜN SOY AĞACIProf. Dr. Haydar Baş Prof. Dr. Haydar Baş'ın gazetemizde 18.01.2014 tarihli yayımlanan yazısıdırTürk...
18/05/2026

ATATÜRK'ÜN SOY AĞACI
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş'ın gazetemizde 18.01.2014 tarihli yayımlanan yazısıdır
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk ile ilgili eser çalışmamız, bizi onun soyağacını araştırmaya yöneltti.
Bu eser bize, Atatürk'ün bilinmeyen yönlerinin kapılarını açacak. Soyağacı incelememiz esnasında cumhuriyetin temellerinin Hacı Bektaş Dergâhı'nda atılması kadar şaşırtıcı ve önemli bir gerçeğe ulaştık.
Neden Bektaşi dergâhı? Ve neden yeni devletin kurulma fikri bir Bektaşi şeyhi ile paylaşıldı?
Bu hayati soruların cevapları Ata'nın soyacında gizli aslında. Soyağacı da, vasiyetname gibi Türk milletinden saklanan bir durumdur.
Zira Mustafa Kemal'in soyu Ehl-i Beyt'e dayanmaktadır. Evet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Atatürk, hem ana hem de baba tarafından Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin soyundan gelmektedir.
Bu hakikati, Atatürk'ün jandarma istihbarat subayı olan Mehmet Rıfat Efendi'nin torunu Meriç Tumluer'in belgelere dayalı ifadesinden aktaralım:
"Atatürk hem anne, hem de baba tarafından Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in soyundan gelmektedir. Atatürk'ün dedelerinin uzun yıllar Deliorman, Veliko, Dobruka, Tırnova bölgesinde yaşadıkları biliniyor.
Bugün türbesi Diyarbakır'da bulunan, Ehl-i Beyt soyundan Seyyid Sarı Saltuk Hazretleri'nin Rumeli'yi müslümanlaştırma çalışmalarında bulunan oğullarının ve torunlarının soyunun Atatürk'ün dedelerine kadar geldiği biliniyor.
Bu soy, Dedesi Kızıl Hafız Ahmet Efendi'ye kadar uzanmaktadır. Kızıl Hafız Ahmet Efendi'nin ailesinin yani Atatürk'ün atalarının, Anadolu'dan Konya ve Aydın yöresinden geldiği yazılmaktadır.
Atatürk'ün dedeleri; Anadolu'dan Rumeli'ye gidip, Yunanistan'da Manastır Vilayeti'nin Derbe-i Bala Sancağı'na bağlı bulunan Kocacık Nahiyesi'ne yerleşmişlerdir.
Burası tamamen Türk'tür hatta bu aileler Yörük Türkmenleridir. Kayıtlarda Müslüman Oğuzların, Tanrıdağı ve Karagöz Yörüklerinden olup, Konya ve Aydın yöresine yerleşmiş bulunanların isimleri teker teker yazılı bulunmaktadır.
Buradaki 950 tarih ve 82 numaralı il yazıcı defteri ile 1051 tarih ve 469 numaralı il yazıcı defterinde Anadolu'dan Rumeli'ye geçen Türk boy ve ailelerinin isimleri açıkça yazılı bulunmaktadır.
Bunların Müslüman Oğuz Türk'ü Yörük Türkmen boylarından oluşan ailelerinin kimler olduğunu kayıtlarda belirtmektedir.
İşte bu kayıtlarda Atatürk'ün atalarının kaydı da mevcuttur. Atatürk'ün dedesi Hafız Ahmet Efendi'nin saçları kırmızı olduğu için adına Kırmızı Hafız Efendi derlerdi.
Atatürk'ün dedesi Kırmızı Hafız Efendi, Kocacık Nahiyesi'nde ilkokul eğitmenliği yapmakta idi.
Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi de Kocacık Nahiyesi'nde dünyaya geldi. Babası Ali Rıza Efendiye Alüş Efendi derlerdi.
Atatürk, özbeöz Türk olup, Konya ve Aydın yörelerinden gitme çok asil bir ailenin evladıdır.
Zübeyde Hanım'ın soyu Yörük'tür. Ailesi Fatih döneminde Karamanoğlu Beyliği'nin yıkılmasından sonra (1466), Balkanlarda fethedilen yerlerin Türkleştirilmesi için göç ettirilen ailelerdendir.
Konya bölgesinden geldikleri için bunlar, ismi ile resmi kayıtlara geçmiş ve böyle anılmıştır.
Aile, Vodina sancağının Sarıgöl nahiyesine yerleştirilir. Zübeyde'nin babası Sofuzade Feyzullah Ağa'dır.
Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Hanım, Yörüklük için şunları söylemiştir: "Annem her zaman Yörük olmakla iftihar ederdi. Bir gün Atatürk'e, 'Yörük nedir?' diye sordum.
Ağabeyim de bana 'Yürüyen Türkler' dedi. Yani Zübeyde Hanım da Türk'tür." (Başbakanlık Eski Müşaviri Şecaattin Zenginoğlu'nun Bilgi Çağındaki Türk Gençliğinin Yükselen Sesi - 1999, isimli kitabından)
Maalesef, Ehl-i Beyt'e karşı olanların Mustafa Kemal de bu soydan geldiği için ona da karşı olduklarını görüyoruz. https://www.yenimesaj.com.tr/ataturkun-soyagaci-H1606757.htm Daha Azını Gör

Prof. Dr. Haydar Baş’ın gazetemizde 18.01.2014 tarihli yayımlanan yazısıdır Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk ile ilgili eser çalışmamız, bizi onun soyağacını araştır...

17/05/2026
📢 BTP GENÇLİK KOLLARI SİYASET OKULU BAŞLIYOR!Bağımsız Türkiye Partisi Gençlik Kolları tarafından düzenlenen Siyaset Okul...
14/05/2026

📢 BTP GENÇLİK KOLLARI SİYASET OKULU BAŞLIYOR!

Bağımsız Türkiye Partisi Gençlik Kolları tarafından düzenlenen Siyaset Okulu’nun 1. dönem eğitim programı 20 Mayıs tarihinde başlayacaktır.

Altı hafta sürecek olan bu dönemin ana teması “Milli Ekonomi Modeli” olarak belirlenmiştir. Program kapsamında ekonomi politikaları, Milli Ekonomi Modeli’nin temel yaklaşımı ve Türkiye’nin güncel ekonomik meseleleri farklı yönleriyle ele alınacaktır. Programın sertifika töreni *BTP Geleneksel Gençlik Yaz Kampında* gerçekleştirilecektir.

Siyaset, ekonomi ve fikir hayatına ilgi duyan ve kendisini bu alanlarda geliştirmek, eğitmek isteyen tüm gençlerimizi Siyaset Okulu'nda eğitim görmeye davet ediyoruz.

🗓 Başlangıç Tarihi: 20 Mayıs
⏳ Eğitim Süresi: 6 Hafta
⚠️ Kontenjan sınırlıdır.

📌 Başvuru Formu:

BTP GENÇLİK KOLLARI SİYASET OKULU 1. DÖNEM KATILIM FORMU

BTP LİDERİ HÜSEYİN BAŞ'TAN TARİHİ VURGU: 'KÜRESEL GÜÇ MÜCADELESİNİN EN KRİTİK DÖNEMİNDEYİZ’ BTP Lideri Hüseyin Baş'ın so...
10/05/2026

BTP LİDERİ HÜSEYİN BAŞ'TAN TARİHİ VURGU: 'KÜRESEL GÜÇ MÜCADELESİNİN EN KRİTİK DÖNEMİNDEYİZ’
BTP Lideri Hüseyin Baş'ın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamanın tam metni:

Bugün dünya, yalnızca bölgesel krizlerin değil, küresel güç mücadelesinin de en sert, en kritik dönemlerinden birini yaşamaktadır.

ABD ile İran arasında yaşanan çatışma ve perde arkasındaki pazarlıklar, aslında yeni dünya düzeninin nasıl şekilleneceğini açıkça göstermektedir. Çünkü mesele yalnızca İran meselesi değildir. Mesele; enerji yolları, petro-dolar sistemi ve küresel hâkimiyet mücadelesidir.

Uzun yıllardır dünyayı dolar üzerinden kontrol eden Amerikan sistemi artık ciddi şekilde sarsılıyor. Çin'in ekonomik yükselişi, Rusya'nın artan etkisi, BRICS ülkelerinin genişlemesi ve milli paralarla ticaretin yaygınlaşması ABD merkezli düzeni zayıflatıyor.

Gelinen noktada İran; Çin ve Rusya ile kurduğu ilişkiler nedeniyle bu yeni güç denkleminde çok kritik bir yerde duruyor. Bu nedenle bugün yaşanan süreç sadece bir Ortadoğu gerilimi değil, küresel güç merkezleri arasındaki büyük paylaşım mücadelesidir.

İsrail güdümündeki ABD ise eski gücünü koruyabilmek adına daha sert ve daha saldırgan politikalar izliyor. Çünkü artık dünyanın tek patronu olmadığını görüyor. NATO içindeki çatlaklar, Avrupa'nın yeni arayışları ve doların alternatiflerinin konuşulması bunun en açık göstergeleridir.

Dünya yeni bir güç dengesine doğru ilerlerken Türkiye'nin nasıl bir yol izleyeceği de hayati önem taşımaktadır.

Bugün ülkemiz, ya yıllardır sürdürülen Batı merkezli ekonomik anlayışlara mahkûm olmaya devam edecek ya da kendi milli tezleriyle yeni dönemin güçlü aktörlerinden biri olacaktır.

Çünkü bugün görüyoruz ki liberal ekonomi modeli artık insanlığa refah üretmiyor. Türkiye'de milyonlarca insan çalıştığı halde yoksullaşıyor, üretim düşüyor, gelir adaletsizliği büyüyor. Bunun adı ekonomik kriz değil, yanlış sistem krizidir.

Bu nedenle Milli Ekonomi Modeli bugün her zamankinden daha büyük bir ihtiyaç haline gelmiştir. Devletin ekonomide güçlü ve otorite olduğu, milli kaynakların millet yararına kullanıldığı, milletin alım gücü ve refahının arttığı, milli kalkınmanın esas alındığı bir anlayış, artık yalnızca Türkiye için değil, dünya için de önemli bir çıkış yolu haline gelmiştir.

Türkiye'nin tarihi misyonu başkalarının projelerine eklemlenmek değil; kendi medeniyet perspektifiyle adalet merkezli yeni bir yol ortaya koymaktır.

Ve bu noktada en önemli görev şüphesiz yine yüce Türk milletinin olacaktır.

İnanıyoruz ki bu kritik süreçte ülkemizin geleceğini emperyal baskılar ve oyunlar değil, milletimizin bu gerçekleri görüp buna göre tavır alması belirleyecektir." BTP Lideri Hüseyin Baş'ın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamanın tam metni:

Bugün dünya, yalnızca bölgesel krizlerin değil, küresel güç mücadelesinin de en sert, en kritik dönemlerinden birini yaşamaktadır.

ABD ile İran arasında yaşanan çatışma ve perde arkasındaki pazarlıklar, aslında yeni dünya düzeninin nasıl şekilleneceğini açıkça göstermektedir. Çünkü mesele yalnızca İran meselesi değildir. Mesele; enerji yolları, petro-dolar sistemi ve küresel hâkimiyet mücadelesidir.

Uzun yıllardır dünyayı dolar üzerinden kontrol eden Amerikan sistemi artık ciddi şekilde sarsılıyor. Çin'in ekonomik yükselişi, Rusya'nın artan etkisi, BRICS ülkelerinin genişlemesi ve milli paralarla ticaretin yaygınlaşması ABD merkezli düzeni zayıflatıyor.

Gelinen noktada İran; Çin ve Rusya ile kurduğu ilişkiler nedeniyle bu yeni güç denkleminde çok kritik bir yerde duruyor. Bu nedenle bugün yaşanan süreç sadece bir Ortadoğu gerilimi değil, küresel güç merkezleri arasındaki büyük paylaşım mücadelesidir.

İsrail güdümündeki ABD ise eski gücünü koruyabilmek adına daha sert ve daha saldırgan politikalar izliyor. Çünkü artık dünyanın tek patronu olmadığını görüyor. NATO içindeki çatlaklar, Avrupa'nın yeni arayışları ve doların alternatiflerinin konuşulması bunun en açık göstergeleridir.

Dünya yeni bir güç dengesine doğru ilerlerken Türkiye'nin nasıl bir yol izleyeceği de hayati önem taşımaktadır.

Bugün ülkemiz, ya yıllardır sürdürülen Batı merkezli ekonomik anlayışlara mahkûm olmaya devam edecek ya da kendi milli tezleriyle yeni dönemin güçlü aktörlerinden biri olacaktır.

Çünkü bugün görüyoruz ki liberal ekonomi modeli artık insanlığa refah üretmiyor. Türkiye'de milyonlarca insan çalıştığı halde yoksullaşıyor, üretim düşüyor, gelir adaletsizliği büyüyor. Bunun adı ekonomik kriz değil, yanlış sistem krizidir.

Bu nedenle Milli Ekonomi Modeli bugün her zamankinden daha büyük bir ihtiyaç haline gelmiştir. Devletin ekonomide güçlü ve otorite olduğu, milli kaynakların millet yararına kullanıldığı, milletin alım gücü ve refahının arttığı, milli kalkınmanın esas alındığı bir anlayış, artık yalnızca Türkiye için değil, dünya için de önemli bir çıkış yolu haline gelmiştir.

Türkiye'nin tarihi misyonu başkalarının projelerine eklemlenmek değil; kendi medeniyet perspektifiyle adalet merkezli yeni bir yol ortaya koymaktır.

Ve bu noktada en önemli görev şüphesiz yine yüce Türk milletinin olacaktır.

İnanıyoruz ki bu kritik süreçte ülkemizin geleceğini emperyal baskılar ve oyunlar değil, milletimizin bu gerçekleri görüp buna göre tavır alması belirleyecektir."

Address

Sinop

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Btp Sinop il Başkanlığı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Btp Sinop il Başkanlığı:

Share