BİZİM ADA’MIZ ve CASA MINI
1971 yılında Bozcaada’da Sulubahçe’deki ilk evimizi aldığımızda daha elektrikler yoktu. Şehir suyu bizim evlere gelmemişti. Elektrik olmadığı için kuyudan suyu el pompası ile çekerdik. Ama çok güzel kuyu başı sohbetleri vardı. Elektrik olmadığı için buzdolabımız tüpgaz ile çalışırdı. O zamanlar ısı enerjisinin soğutma için nasıl kullanıldığını bayağı zor anlamıştım. Dola
bımız ufak olduğundan, yemeklerimizi kuyuya sarkıtırdık. Ama yeni avlanmış balıklarımız, günlük yumurtalarımız, taze ekmeğimiz, Ada sebzelerimiz vardı. Televizyon tabii ki yoktu. Hatta 1974 Kıbrıs Çıkartmasını 2 gün sonra askerler bize Ada’dan ayrılmamız gerektiğini söylediğinde öğrendik. Ama yıldızlarımız vardı. Bütün çocuklar takım yıldızların isimlerini ezbere bilirdi. Yönümüzü yıldızlara, güneşe, aya bakarak bulabilirdik. Klima da yoktu. Klimanın yapay soğukluğu yerine Ada’nın rüzgarlarının serinliği ile yaşar, ne terler ne üşürdük. Lüksümüz yoktu. Bizim lüksümüz, uçsuz bucaksız kumsallar, masmavi bir deniz, bir ot yetiştirebilmek için mücadele ettiğimiz toprak, temiz ve pırıl pırıl bir gökyüzüydü. Lüksümüz komşularımız ile ay ışığında sohbet etmek, yıldız kaydırmak, güneş batırmak bazen batan güneşi tekrar doğurmaktı. CASA MINI’de sizlere aynı lüksü sunuyoruz...