Orhan Kutbay'ın Evi

Orhan Kutbay'ın Evi Büyükada’da ormana ve plaja 5 dk mesafede 2 katlı eski bir Rum evinde sıcak bir misafirperverlikle, unutulmaz bir tatil geçirmeye ne dersiniz?

Orhan Kutbay’ın Evi Tur Yolu Cafe Pansiyon unutulmaz tatilinizi geçirmeniz için misafirlerimizi ağırlamak üzere sizleri bekliyor. Eski adı Kayıkhane olan plaja 100 mt mesafede, orijinaline sadık kalınarak yenilenmiş pansiyonumuzun her odasına Televizyon, gardolap, havlu, saç kurutma makinesi bulunmaktadır. Pansiyonumuzun 4 odasında toplam yatak kapasitesi 8-10 kişi arasındadır. Wc+Banyo her odasın

da mevcuttur. Oda+Kahvaltı olarak hizmet vermekteyiz. Pansiyonumuzda doğalgaz bulunduğundan kış aylarında haftasonları ve özel günlerde rezervasyon yaptırarak, Büyükada’nın muhteşem manzarası, tertemiz havası ile şehrin kalabalığından kaçabilirsiniz. Cafe olan bölümümüzde ala-minute yiyecekler ve sıcak soğuk içeceklerin servis edildiği bir bahçemiz bulunmaktadır;Kış mevsimi için hazırlanan kışbahçemizde Kahvaltının keyfini çıkarabilirsiniz
Ayrıca misafirlerimizin ortak kullanımda olan,birbirimize temiz
bırakacağımız tam donanımlı bir mutfağımız vardır. Notre Dame De Sion ve Etiler Otelcilik Okulu Mezunları ve ailelerine 2 günlük kalışlarda%10 özel indirim uygulanmaktadır.(Promosyon dönemleri hariç)

08/01/2026

Başarı asla tesadüf değildir
Yine yeniden
5 *
Mutluyum ,gururluyum

24/12/2025

Tüm Hristiyan konuklarımızın komşularımızın arkadaşlarımızın Noeli kutlu olsun

23/11/2025

Eskiden...

Müzik kutuları vardı eskiden...
İçinde her saatbaşı çıkıp öten kuşlar bulunan guguklu saatler vardı... Arkası kuşlu aynalar vardı...
Pirinç başlı karyolalar... Kanaviçeli karyola örtüleri... İşlemeli saten yorganlar... Çamaşır çekmecelerinde lavanta keseleri... Bir yastıkta kocamalar...
Kitaplıklı çekyatlar... Oymalı büfeler... Vitrinler... Ansiklopediler... Danteller... Duvarlarda siyah-beyaz dede, aile fotoğrafları... Küpeli arap kızları... Ağlayan erkek çocuk resmi... İğnelikler... Şahmaranlar... Altınvarak taş aynalar... Saatli maarif takvimleri... Makrameler... Komşular... Toplaşıp yaprak saran kadınlar... Annem biraz tuz istiyor'lar... Evdeyseniz akşam size geleceğiz'ler...
Misafir odaları... Misafir kolonyaları.... Misafir şekerleri... Misafir tepsileri... Misafir sigaraları... Başköşeler... Berjer koltuklar.... Aslanayaklı masalar... Televizyon örtüleri... Likör bardakları... Bardağın üzerine ters koyunca artık içmeyeceğim demek olan çay kaşıkları... Devetabanları... Aşksarmaşıkları... Zigon sehpalar... Pembe tüyden ponponlu nişanlı kız terlikleri..Misafir terlikleri... Gramofonlar... Eski yeşil lambalı radyolar... Pikaplar... Plâklar... Kasetler... Ümit Tokcan... Samime Sanay... Badem şekerleri... Horoz şekerleri... İki bisküvi arası lokumlar... Leblebi tozları... Cıncık da dediğimiz rengarenk cam misketler... Topaçlar... Yakantoplar... Bahçelerde dut ziyafetleri... Ballı hanımeli çiçekleri... Ihlamurlar... Asmalar... Akşamsefaları... Kasımpatılar... At arabaları.... Faytonlar... Yoğurtçular... Bayramlık kırmızı ayakkabılar... Bayram harçlıkları... Ev baklavaları... Kuzine sobaları.... Közde pişmiş patatesler... Sobaların üzerinde kestaneler, portakal, elma kabukları... Köstekli saatler... Kumaş mendiller... Basma entariler... Espadriller... Tokyo terlikler... Arkadaş olabilir miyiz'ler... Manitalar... Karasevdalar... Karasevdadan ince hastalıklar... İncelikler... Sonuna rujlu dudaklarla öpücük kondurulan, gözyaşlarıyla mürekkebi dağılmış aşk mektupları... Sevgiliye 'siz' denilen günler... Gül kokan güller... İçi gülen gözler... Kızaran yüzler... Hatıra defterleri... Sepet sepet yumurta, sakın beni unutma'lar... Unutmabeni çiçekleri... Kitapların arasında kurutulan hatıra çiçekler... Tebrik kartları... Kartpostal koleksiyonları... Pul defterleri... Çiçekli çinko tabaklar... Çivit mavisi çaydanlıklar... Semaverler... İnce belli bardaklar... Tavşankanı çaylar... Anne kekleri... Gelincik sigaraları... Çizgi romanlar... Parmağını kesip kankardeşi olmalar... Fotoromanlar... Gırgır... Doğan Kardeş... Yazlık sinemalar... Uçurtmalar... Zillere basıp kaçan çocuklar... Bayramlarda şeker toplayan çocuklar... Seksek oynayan çocuklar... Çöpçü olmayı hayal eden çocuklar... Masalcı neneler... Bilge dedeler... Defterlerde kenar süsleri... İyilik perileri... "Göğe bakma durakları"... "Geyikli geceler"... İkinci Yeni... Haydarpaşa'da trenler...
Tahta bavullar..
Azıklar... Kavuşmalar... Gidenin ardından sallanan eller vardı eskiden...
🏚️🏚️🧊❄️☃️
🗓️🫖☕🍪🌰🥜
Küçük Şeylerden
Dünya Gözüme Kaçtı

En sevdiğim yazar,Sevgili   adada evimizin önünden geçerken ,birlikte  fotoğraf  çektirdik çok mutluyum
30/10/2025

En sevdiğim yazar,Sevgili adada evimizin önünden geçerken ,birlikte fotoğraf çektirdik çok mutluyum

Haluk beye saygılarımı sunuyorum
20/10/2025

Haluk beye saygılarımı sunuyorum

Büyükada Kadıyoran Yokuşu: Ada’nın Sessiz Sıcaklığı

Büyükada Kadıyoran Yokuşu gerçekten çok özel bir yerdir. Adabüs ile gelirken önce Tepeköy durağını dolanırsınız. Otobüs başlangıçta oldukça doludur; günübirlikçiler genellikle bu otobüse binmez. Erdal Bakkal ve İHL Lisesi duraklarında yolcuların çoğu iner. Herkes birbirini tanır, selamlaşır. Canları isterse, geveze yaşlı teyzeler eski günlerden hikâyeler anlatır.
Ada yaşamının güzelliği de burada gizlidir: İnsanlar yakın mesafede yaşadıkları için ister istemez konuşur, arkadaş olurlar. Herkesin herkesle bir tanışıklığı, ortak bir anısı mutlaka vardır.

Otobüs, 125. Yıl Atatürk Ortaokulu ve Müslüman Mezarlığı önünden geçtikten sonra Kadıyoran ahalisi ve Taş Mektep meraklıları inmeye başlar. Hava güzelse biz genellikle Manastır durağında iner, aşağıya doğru yürürüz. Bu yürüyüşe muhteşem bir ada manzarası eşlik eder. Bütün yokuş, begonvil, mimoza ve zakkum çiçekleriyle doludur. Çiçek kokuları insanı sarhoş eder.

Adliye Sokağı girişindeki seyir noktası, adanın en güzel manzara yeridir. Teyzeler orada bütün gün çay içer, sohbet ederler. Yol boyunca, özellikle güneşli günlerde, yolu kapatacak şekilde uzanmış, tembelce uyuklayan çok sayıda kedi ve köpek görülür. Onlar da bu yokuşun sessiz sakinlerinin bir parçasıdır. Otobüsten inerken şöföre teşekkür etmek adettendir.

Eğer hava kapalıysa ya da elimizde çekçek arabasında sebze-meyve alışverişi varsa, Adliye sapağında ineriz. Oradan yürüyerek eve ulaşırız.

Kadıyoran Yokuşu boyunca henüz yenilenmemiş çok sayıda eski ev bulunur: Lale Köşkü, ABD Büyükelçisinin yazlık evi, Azra Erhat’ın bir dönem kaldığı ev, Taş Mektep, bazı dizilerde fon olarak kullanılan köşkler ve biraz aşağıda yenilenen görkemli Rizzi Palas… Hepsi bu yokuşun özgün karakterini yaşatır.

Bizim için Kadıyoran, Şemsi Molla ile Çarkıfelek kavşağında biter. Aşağısı artık çarşıya kadar uzanır ama orası bize göre Kadıyoran’dan sayılmaz. Günün erken saatlerinde günübirlik gezginler rıhtıma çıkar, ellerinde telefonlarıyla navigasyondan yön bulmaya çalışırlar. Rum Yetimhanesi’ne ya da Aya Yorgi’ye gitmek isteyenlerin yolu çoğu zaman Kadıyoran Yokuşu’na düşer. Navigasyon en kısa yolu gösterir ama bilmez ki bu yol yukarı çıktıkça dikleşir ve zorlaşır.

Oysa aynı rotayı Nizam Caddesi üzerinden yürümek çok daha kolay, hatta daha keyiflidir. Yine de Kadıyoran’ın taş kaldırımlarında yürümek, yorgunluğa değecek kadar güzeldir. İlerleyen yıllarda bu yokuştaki terk edilmiş evler yeni sahiplerini bulacak, zamanla yenilenecek. Ancak her şey yenilense bile Kadıyoran’ın o eski, dingin havasını koruyabilmesi bizim en büyük temennimizdir.



Haluk Direskeneli

10/10/2025

İstanbul Adalar İlçesi'ne Ulaşımı Sağlayan Vapurların Tarihi Geçmişi

Adalar ilçesi (Prens Adaları), İstanbul'un en ikonik deniz ulaşım hatlarından biriyle bağlanır ve bu hat, Osmanlı döneminden beri vapurlarla (buharlı gemilerle) şekillenmiştir. Adalar'a düzenli vapur seferleri, 19. yüzyılın ortalarında başlamış ve zamanla hem teknolojik hem de idari dönüşümlerle evrilmiştir.

Adalar'a ulaşım, 19. yüzyılın başlarında kayıklar ve küçük teknelerle sınırlıyken, buharlı gemilerin (vapurların) devreye girmesiyle modernleşti. İlk düzenli seferler 1846'da yandan çarklı küçük buharlı vapurlarla (vapeur) başladı. 1850'de Osmanlı Denizyolları'na ait Peyk-i Şevket adlı buharlı, Yeşilköy (Ayastefanos) ile Adalar arasında ilk resmi seferi yaptı.

Osmanlı Dönemi (1844-1923): 1844'te Hazine-i Hassa Vapurları İdaresi kuruldu ve Sirkeci-Adalar hattı gibi rotalarda hizmet verdi. 1851'de Şirket-i Hayriye (Boğaziçi'nde yolcu taşımacılığı için) devreye girdi. 1862'de Fevaid-i Osmaniye İdaresi'ne, 1871'de İdare-i Aziziye'ye, 1878'de İdare-i Mahsusa'ya dönüştü. 1910'da Osmanlı Seyr-i Sefain İdaresi altında toplandı. Vapurlar siyah, uzun bacalı ve yandan çarklıydı; seferler sabah Büyükada'dan başlayıp Heybeliada, Burgazada, Kınalıada üzerinden Galata Köprüsü'ne (yaklaşık 1,5 saat sürüyordu) uzanırdı. Yolcular mevki ayrımıyla (birinci, ikinci ve lüks) seyahat eder, kahve-limonata içer, sohbet ederdi. II. Abdülhamid döneminde bakımsızlık ve kazalar arttı; Meşrutiyet'le şikayetler gazetelere yansıdı. 1909'dan itibaren Şirket-i Hayriye ve İdare-i Mahsusa vapurları birlikte çalıştı, 1912'de Seyr-i Sefain'e devredildi.

Cumhuriyet Dönemi (1923-Günümüz): 1933'te Adalar-Kadıköy-Anadolu Yakası-Yalova (AKAY) İdaresi kuruldu ve 14 vapurla seferleri yönetti; iskeleleri yeniledi, yük vapurları ekledi. 1937'de Devlet Denizyolları'na, 1945'te Şirket-i Hayriye ve Haliç Vapurları kamulaştırılarak Şehir Hatları İşletmesi'ne dönüştü. 1950'lerde dizel motorlu vapurlar (örneğin Paşabahçe) ekspres seferlerle süreyi kısalttı. 2005'te İDO'ya devredildi, 2010'da Şehir Hatları AŞ olarak bağımsızlaştı. Günümüzde 7/24 seferler yapılıyor; rotalar Kabataş-Kadıköy-Adalar, Bostancı-Adalar gibi hatları kapsıyor. Tarihi vapurların çoğu emekli edildi, ancak bazıları (örneğin Moda) hala aktif.

Vapurlar, İstanbul'un kültürel simgesi haline geldi; şairler ve yazarlar (örneğin Ziya Osman Saba) onları şiirlere konu etti. Kazalar, rüşvetli yük taşımacılığı ve mevsimsel iptaller gibi sorunlar yaşansa da, Adalar vapurları turizm ve günlük hayatın vazgeçilmezi oldu.

Fotoğraf: Cengiz Kahraman arşivşleri

Address

Nizam Cd No:55
Adalar
34970

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Orhan Kutbay'ın Evi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Orhan Kutbay'ın Evi:

Share

Category