Büyük Durduran Köyü - Cumali Birdal

Büyük Durduran Köyü - Cumali Birdal Cumali Birdal Erivan şehri Şehir, Tepebaşı ve Demirbulak olarak üç mahalleye ayrılıyordu. Şehirde 8 camii ve 7 kervansaray vardı. Osmanlı sultanı I. Rus Çarı I.

BÜYÜK DURDURAN KÖYÜ TARİHİ(İREVAN HANLIĞI)
Babam Esat onun babası Kâlbayı Mecnun onun babası Esat onun babası Ğudu.. İşte Ğudu ve Oğlu esat bugünkü ermanistanın yer aldığı Erivan hanlığında yaşıyorlar. anlatılanlara göre Ermenistanda bulunan Alagöz dağının öbür tarafında, Büyük ihtimal Erivan şehrinde yaşıyorlardı.. Çünkü nenemin anlattığına göre akyakadan baktıkları zaman Alagöz dağının

nasıl görüyorlarsa öbür tarafdan bakıncada Alagöz dağını öyle görüyorlardı.. Han sarayı hariç tüm evler bir katlı ve yassı çatılıydılar. Sokaklar ise dar ve yamuk yumuktu. Buraya göçen halkda köylerine yaşadığı yerlerin isimlerini yada benzerlerini yaşadıkları yerlere verdiler.. Ermeniler ele geçirdikleri yerlerdeki yer isimlerini hep değiştirdiği için. Bu bölgede yaşayan inşaların nerden geldiklerini öğrenmeleri için ermenistandaki eski yer isimlerini bilmeleri gerekir herhalde.. Erivan Hanlığı Safeviler Devleti`nin dâhilinde İrevan Beylerbeyliği adlı arazide kurulmuştu. Beylerbeylik Revan şehri ve çevresini, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nin Şerur ve Sederek ilçelerini, Türkiye`nin Iğdır ilini ve aynı zamanda Beyazıt Kalesi`ni içine almaktaydı. Beylerbeyliği, Kaçar boylarının temsilcileri yönetiyordu. Buyrun Azeri deyimi ile irevan yani revan hanlığı tarihi.. Ağustos 1724 tarihinde Revan şehri Osmanlılar devletine birleşti. Osmanlılar Revan şehri ve çevresini 1735 yılına kadar yönettiler. Afşar boylarından olan Nadir Şah`ın yönetimindeki Afşar Hanedanı`nın 1736`da kurulması ve kuvvetlenmesi dolayısıyla aynı yıldan başlayarak adı geçen arazi yeniden Azerbaycan Türk boylarının yönetimine geçti.
1736 yılında Nadir Şah, Muğan Kurultayı`nda kendisini şah ilan ederek resmen Safevî sülalesinin hâkimiyetine son verdi. Nadir Şah bu dönemde güvenilir adamı Pir Mahmut Han`ı, İrevan Beylerbeyi olarak atadı. Kurulan hanlıklardan birisi de Erivan Hanlığı`ydı. Erivan Hanlığı`nın temelini, yerli zenginlerden Mir Mehdi Han’ın attığı kaynaklarda geçer. Mir Mehdi Han, kendisini 1747`de han ilan etti ve Erivan Hanlığı tarih sahnesine çıkmış oldu.
1755 yılında tahtı ele geçiren Hasan Ali Han toplam 4 yıl hanlık yaptıktan sonra bu görevi kardeşi Hüseynali Han`a devretti. Osmanlı devleti ihtiyaçları durumunda Müslüman ve Türk devleti olduklarından Erivan Hanlığı`nı düşman saldırılardan koruyacağına dair söz verdi. Bu olaylardan sonra, Osmanlı-Erivan yakınlaşmasının başlaması hanlık içerisinde yaşayan Ermeni azınlığı hoşnut etmedi ve bundan dolayı Ermeniler Rusya`ya elçi göndererek Rus hükümetinden onları himaye etmelerini istediler.

1784`te Hüseynali Han`ın damadı Muhammed Han Revan tahtına çıkardı. Abdülhamit, Revan`ın yeni hanıyla iyi ilişkiler kurdu. Temmuz 1787`de Gürcistan`daki Rus temsilcisinin raporunda, Revan`a saldırıldığında diğer Azerbaycan hanlıklıklarının da Osmanlı Devleti`ne destek çıkacağı belirtilmekteydi ve bu nedenle saldırıdan vazgeçildi. Azerbaycan Kaçar Hanedanı ile Rusya arasında çıkan ikinci savaş 1 Ekim 1827 tarihinde Erivan`ın kuşatılması ve Rus kuvvetlerince işgal edilmesi ile sonuçlandı. Erivan`ı işgal eden Rus ordu birlikleri komutanı Paskeviç Erivan Grafı ünvanını aldı. Rus yönetimi İran ve Türkiye Ermenilerinin Azerbaycan topraklarına göç etmesini onayladı ve Ermenilerin büyük göçü başladı. Tarihi Erivan ve Nahçıvan hanlıkları topraklarından oluşan Ermeni Vilayeti kuruldu..
İran ve Rusya'nın egemenlik mücadelesi yüzünden topraklarında hep savaş ve kan gören azerbaycan halkı çok zarar gördü..Yayılma siyaseti güden Ruslar Kafkasya'da Osmanlı nüfuzunun dışında kalan yerleri ele geçirmeye başladı. Bu durum İran, Osmanlı Devleti ve Rusya arasında bölgesel bir rekabete yol açtı. 1803 yılından başlayarak hanlıkları ele geçiren Ruslar'ın Kafkaslar'daki yayılma siyaseti Türkmençay Antlaşması ile neticelendi. Nikolay, 21 Mart-2 Nisan 1828 tarihli fermanıyla Revan ve Nahçıvan Hanlıklarını kaldırarak bunların yerinde "Ermeni vilayeti" oluşturdu. Böylece Rus hükümeti Osmanlı ve İran sınırlarında yapay olarak Hıristiyanlardan oluşan vilayet kurmaya başladı. Kısa bir süre içinde bu vilayeti Ermenileştirmek için İran'dan buraya 40.000'den fazla Ermeni göç ettirildi.[35]
II. Rusya-İran Savaşı, 10 Şubat 1828 tarihinde, Tebriz yakınlarında Türkmençay şehrinde imzalanan Türkmençay Antlaşması'nın imzalanması ile sona erdi. Anlaşmanın 15. bendi uyarınca, İran devleti ülke topraklarında yaşayan Ermeni kökenli halkın Güney Kafkasya'ya göç etmesine engel olmayacaktı. Neticede Osmanlı İmparatorluğu'nda ve İran'da yaşayan Ermeniler Güney Kafkasya'ya gönderildi. Ermeni aileler ilk olarak, Karabağ, Şeki, Nahçıvan, Erivan, Göyçe ve Şamahı'ya yerleştirildi. Sadece Berde'ye, 1828'in sonuna kadar binden fazla Ermeni aile iskan ettirildi. Q.D. Lazarev ve İ.F. Paskeviç gibi Rus generalleri, Ermenileri daha çok Erivan bölgesine göç ettirmeye çalıştılar. Generallerin bu çabası boşuna değildi. Zira Revan Hanlığı'nın arazisi, Osmanlı İmparatorluğu'na, Gürcü Hanlıklarına ve Nahçıvan tarafından da İran'a komşuydu. Arazinin bu stratejik konumu, bu üç komşu devlete de baskı uygulamaya imkan tanımaktaydı. Bu nedenle Ermeniler sonradan buraya iskan ettirilmeye devam edildi. Ermeni asıllı Bebudov'un başkanlığında teşkil edilen özel bir komite vasıtasıyla, planlı bir Ermeni göçü ve iskanı politikası yaratılmaya çalışıldı. 1828 yılının Şubat ayından Mayıs ayına kadar, 948 Ermeni ailesi Erivan'a göç ettirildi. Daha sonra da Nahçıvan və Erivan Hanlıklarının toprakları üzerinde, yoktan bir "Ermeni vilayeti" yaratılmış oldu. Tarihinin unutmuş gımıllının Revan hanları
• 1752-1755 : Helil Han Özbey
• 1755-1763 : Heseneli Han
• 1763-1783 : Hüseyneli Han
• 1783-1784 : Gulemeli Han
• 1784-1805 : Eli Mehemmed (ama kaynaklar Muhammed Hüseyin diyor?) Han
• 1805-1806 : Mehti Kulu Han ;
• 1806-1807 : Ehmed Han
• 1807-1827 : Hüseyin Kulu Han
İşte 1827 ye atayurdumuz olan Erivan hanlığında 100 bin kişi yaşardı bunun %80 ni Azeri ve Caferi şia Müslümanlarıydı.. 1827 yılından itibaren soykırıma uğrayan, öldürülen zorla göçe tabi tutulan vatanları hrıstiyanlıştırılan bu insanlardan biride de Esatoğularının yani dedemin babası Esat ve eşi… ana tarafından molla musanın çocuklarından Kâlbayı recep.. işte her türlü zorluğu gören bu isanlar vatanlarından çıkarılmış öbür tarafdan gördükleri Alagöz dağına artık bu tarafdan bakıyorlardı.. Ve bir zamanlar Erivan hanlığının bekası için savaşan şehit olan, göç sırasında ve soykırımda şehit olan ataları akrabaları kardeşlerinin mezarlarını erivanda bırakarak bu tarafa gelmişlerdi… sene 1830 lı yıllar.. Osmanlı son nefesini verirken bile kurduğu Kafkas islam ordusu ile Azerbaycan bağımsızlığını kazanmasını sağlayan… Azerbaycan diye bir devletin kurulmasını sağlayan Enver paşa ve Nuri paşalardan Allah razı olsun..

lütfen youtube kanalımıza abone olur musunuz
14/07/2021

lütfen youtube kanalımıza abone olur musunuz

14/02/2021

Bu arkadaşı tanıyan var mı arkadaşlar?

14/02/2021

Bu arkadaşları tanıyan var mı arkadaşlar?

30/01/2019
04/03/2017
İREVAN HANLIĞININ SON VARİSİ TURHAN TURGUTİrevan hanlığının son varisi Turhan Turgut Dünya Azerbaycanlilar 4. Kurultayı ...
14/06/2016

İREVAN HANLIĞININ SON VARİSİ TURHAN TURGUT

İrevan hanlığının son varisi Turhan Turgut Dünya Azerbaycanlilar 4. Kurultayı için Bakü'de bulunduğu zaman Avrasya Günlüğü’ne mülakat verdi.

Eurasia Diary: Siz sonuncu İrevan hanının torunusunuz. Azerbaycan ismi size doğma bir isim. Azerbaycanla ilgili nasıl bir çoçukluk hatıranız var. Neler hatırlıyorsunuz?

Turhan Turgut: İsterseniz sizinin sorunuzu bir az daha genişlendiriyim. Çünkü Azerbaycan yalnızca bugünkü Azerbaycan'dan ibaret değil. Bu büyük bir kültür toplumu, Türk varlığının en önemli parçası. Benim bakış açım böyle olduğu için bu coğrafyaya geldiğim zaman çok heyecan duyurorum. Az önce de söylediğim gibi burası benim dede baba yurdum. Diaspora toplantısına da davet edilmiş olmam da benim için çok büyük bir şeref. Çünkü burada düşüncelerimi görüşüp paylaşa bileceğim pek çok insanların olduğunu geyet iyi biliyordum. Ve bu sonucu da büyük ölçüde aldım.

Eurasia Diary: Siz hangi İrevan hanının torunu oluyorsunuz?

Turhan Turgut: İrevanın son hanı Hasan handır. 1912'de Abbas Qulu han öldükden sonra onun yerine geçen en büyük oğlu Hasan hanın torunuyum. Benim babam Hasan Turqut İrevan doğumlu. Biz 1917'de Bolşevik ve ermeni zulmünden kaçarak dede baba yurdumuzu buraktık. Ailem önce Nahçıvan'a, arkasından Tebriz'e gitti.

Babam 17 yaşındayken İrevan gimnazyumunda okuduğu için bir kaç dil konuşa biliyor ve silah kullana biliyordu.O yüzden Osmanlı'ya geldiğinde Osmanlı ordusuna girdi. 1930'da hava donanmasına kabul oldu ve 1971'de onu kaybettik. Babam Türk hava donanmasında general oldu. Dedemlerse 1928'de Türkiye'ye geldiler. O zaman hiç bir şeyleri yokdu.

Benim büyük annem bir Kacar prensesiydi. O diğer üç kardeşi ve babamla birlikte Türkiye'ye geldikleri zaman hiç bir şeyleri yoktu. Nahçıvan üzerinden Culfa'yla Türkiye'ye geldikleri zaman sovyetler ellerinden her şeyini aldı. Hatta babamın marka kolleksiyonunu bile aldılar. Batum'dan vapura binerek beş parasız, her şeylerini geride burakarak Türkiye'ye geldiler.

Eurasia Diary: Azerbaycanla ilgili nasıl hatıralarınız var?

Turhan Turgut: Çok büyük hatıralarım var. Biz İrevan'da tepe başında büyük iki konakda oturuyorduk. Orada zengin ırmak vardı. Sağ tarafda hemen büyük bir meyve bahçeleri vardı. Diğer tarafdaysa 1927'de Rusların yıktığı Han Sarayı'nın harabeleri vardı. Bunları babam bana o kadar canlı anlatıyordu ki, ben bunun içinde yaşıyormuşum gibi oluyordum. (gülümsüyor)

Özellikle, bir de en büyük amcam bana çok hatıralar anlatırdı. Amcama bir teyp aldım. Dedim amca bunun içine oku. Şimdi o kasetler bende. Ve hatıralarım üzerine bir kitap yazıyorum. Kitabın adı “İrevan gerçekleri”. İrevan nedir? Ermenistan diye bir şey nereden ortaya çıktı? Ben kitabımda bu soruları cevaplayacağım.

Eurasia Diary: Dede babalarınız ermenilerin yaptığı zülmü gördükleri için size ermeni dehşetleri daha yakın. Bunu sizin daha iyi anlata bileceğinizi düşünüyorum, öyle mi?

Turhan Turgut: Evet, o yıllarda, yani 1918'de den önce İrevan'da hiç bir zaman ermeni çoğunluğu olmadı. Hiç bir zaman! Ermeniler Türklerden her zaman daha azdılar. Bizim o zamanda ermenilerle savaşmak gibi bir sorunumuz olmadı. Ama savaş sonunda Rusya zayıflayınca Ermeniler ortaya çıkıp biz kendi cumhuriyyetimizi kurucağız dediğinde bu sorunlar başladı. 1917'de October (Ekim ) devriminde başladığı zaman İrevan başı boş kaldı. O zaman ermeniler ve bolşevikler oradaki Türkleri baskıyla uzaklaştırmağa ve öldürmeğe başladı.

Eurasia Diary: Turhan bey siz babanızın, amcanızın konuştuklarından bilgilenmişsiniz. Peki, bu bilgileri etrafınızla paylaşıyor musunuz?

Turhan Turgut: Ben bu konuyu biraz daha açmak istiyorum. Ben sizin gibi, diaspora gibi düşünmüyorum. Şimdi Ermeni meselesini bizim anlatmamız için , yani dünyanın bunu anlaması için bu için öncesine, köküne bakmak lazım.

Benim babalarım 1559'da İrevan'a geldiler. O zaman burada ne rus vardı, ne ermeni vardı.(gülümsüyor) Burası bizim yurdumuz. Ne zaman ki 1827'de Ruslar gelip burayi işgal ettiler, ne zaman ki Türklerin burada gücü zayıfladı bundan sonra, 1828 Osmanlı ve Rusya arasında Edirne antlaşmasıyla Rusya tarafından Ermeni nüfusunun yerleşdirilmesi başladı.

1832'de yapılmış Rus istatikleri var. Oraya baktığımızda burada Ermenilerin zaten bir azınlık olduğunu görüyoruz. Ama istatike baktığımız zaman burada Ermeni nüfuz ve Müslüman olarak geçiyor. İşte yalan buradan başlıyor. O müslüman dedikleri biz Türkleriz. Ama bu akıllı bir Rus oyunudur. Çünki orada Müslüman olduğu zaman bu Arap da olur, Kürt de olur, başka Müsülman da olur, ama bu Müslümanlar başkaları değil biziz, Türkleriz.

Eurasia Diary: Türkiye'de ne iş yapıyorsunuz?

Turhan Turgut: Ben emekli bir iş adamıyım. Ben bütün hayatım boyunca yöntecilik yaptım. Üç çok tatlı çoçuğum var. Üç dört senedir emekliyim ve 70 yaşıma geldim. Şimdiyse kitap yazmağı planlıyorum.

REVAN HANLIĞINDA AZERİLER VE GÖÇ("Kırmızı gül demet demetSevda değil bir alâmetGitti gelmez o muhannetŞol Revan'da balam...
14/06/2016

REVAN HANLIĞINDA AZERİLER VE GÖÇ
("Kırmızı gül demet demet
Sevda değil bir alâmet
Gitti gelmez o muhannet
Şol Revan'da balam galdı
Yavrum galdı balam nenni")

Tarih kitaplarında sözü edilmediği için çoğumuzun Revan Hanlığı’ndan haberi yoktur.
18. Yüzyılın ikici yarında tarih sahnesine çıkarak yüzyıla yakın hüküm süren bu hanlığın, Osmanlı’ya yönelik saldırılar paralelinde yıkıldığını ve toprakları üzerinde bugün bizi soykırım yapmakla suçlayan Ermeni devletin kurulduğunu da bilenimiz çok azdır. Tarih, geçmişte yaşanan acıların yeniden yaşanmamasını öğreten, öğütleyen bir öğretmendir.
Revan Hanlığı’nı anlatan kitap ya da başka yazılı kaynak da bulmak zordur. İnternette birkaç satırla anlatılır Revan Hanlığı, ama niçin ve nasıl yıkıldığından, Revan Hanlığı topraklarında, bilinçli ve planlı bir çalışmayla bir Ermeni iklimi oluşturulduğunu ve sonrasında, bu yapay coğrafyada bir yapay devlet üretilmesinin ayrıntıları da pek bilinmez.
Geçtiğimiz hafta sonunda, İstanbul Türkiye Azerbaycan Derneği’nde (İSTAD), Revan Hanlarından Hasan Han’ın torunu Turhan Turgut’tan Revan Hanlığı’nın yıkılışını ve yerine Ermenistan’ın kuruluş hikayesini dinleme fırsatı bulduk.
Sunumunu İSTAD Genel sekreteri Metin Yıldırım'ın yaptığı konferansa birçok seçkin davetli ve medya mensupları katıldı.
İstanbul Türkiye Azerbaycan Derneği (İSTAD) tarafından düzenlenen "Revan Gerçeği Soykırım Yalanı” konferansında konuşan Revan Hanı Hüseyin Ali Han’ının torunu Turhan Turgut, Türklerin Revan'daki varlığının yüz yıllar öncesine dayandığını, buraların Ermenilerden çok önce bir Türk yurdu olduğunu belge ve fotoğraflarla anlattı..
Turhan Turgut, barkovizyon gösterisi eşliğinde yaptığı konuşmasında, “18. ve 19. yüzyıllarda hüküm süren Revan Türk Hanlığı’nın topraklarına, baba-dede topraklarımıza, suni ve yapay bir devlet olan Ermenistan'ın bu şekilde sahip çıkmasını anlamak için, 'neden orası Türk toprağıydı ve neden orası Türklere ait bir yerdi?' sorusunu sormamız ve cevabını iyi kavramamız gerekir" dedi.

REVAN HANLIĞI BİR TÜRK DEVLETİYDİ

Revan Hanlığı, 18. Yüzyılın ikinci yarısıyla 19. Yüzyıl başlarında Güney Kafkasya’da tarih sahnesinde olan Türk hanlıklarından biriydi. Kafkasya’da çok stratejik bir coğrafyada ortaya çıkan Revan Hanlığı, Rusya ve İran’da yaşanmakta olan iç çekişmeler sonucunda orya çıkan otorite boşluğundan yararlanarak kurulmuştu.
Revan Hanlığı, Safeviler Devleti’nin sınırları içindeki Çukurs’ad (İrevan Beylerbeyliği) olarak anılan bölgede kurulmuştu. Çukurs’ad Beylerbeyliği Revan şehri ve çevresini, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Şerur ve Sederek bölgelerini, Türkiye’nin Iğdır ilini ve aynı zamanda Beyazıt Kalesi’ni içine alan bir coğrafyayı kapsamaktaydı. Beylerbeyliği, Kaçar boylarının beyleri tarafından yönetiliyordu.
Yayılma siyaseti güden Ruslar Kafkasya'da Osmanlı nüfuzunun dışında kalan yerleri ele geçirmeye başladı. Bu durum İran, Osmanlı Devleti ve Rusya arasında bölgesel bir rekabete yol açtı. 1803 yılından başlayarak hanlıkları ele geçiren Ruslar'ın Kafkaslar'daki yayılma siyaseti Türkmençay Antlaşması ile neticelendi. Rus Çarı I. Nikolay, 21 Mart-2 Nisan 1828 tarihli fermanıyla Revan ve Nahçıvan Hanlıklarını kaldırarak bunların yerinde "Ermeni Vilayeti" oluşturdu. Böylece Rus hükümeti, Osmanlı ve İran sınırlarında yapay olarak Hıristiyanlardan oluşan çekirdek devlet kurmaya başladı. Kısa süre içinde bu bölgeyi Ermenileştirmek için de, İran'dan 40.000'den fazla Ermeni’yi buralara taşıdı.
Rusya-İran Savaşı, 10 Şubat 1828 tarihinde, Tebriz yakınlarındaki Türkmençay şehrinde imzalanan Türkmençay Antlaşması'yla sona erdi. Anlaşmanın 15. maddesi uyarınca, İran devleti ülke topraklarında yaşayan Ermeni kökenli halkın Güney Kafkasya'ya göç etmesine engel olmayacaktı. Anlaşma maddeleri çerçevesinde yapılan uygulamalarla, Osmanlı İmparatorluğu'nda ve İran'da yaşayan Ermeniler Güney Kafkasya'ya gönderildi. Ermeni aileler ilk olarak Karabağ, Şeki, Nahçıvan, Erivan, Göyçe ve Şamahı'ya yerleştirildi. Sadece Berde'ye, 1828'in sonuna kadar binden fazla Ermeni aile yerleştirildi.
Q.D. Lazarev ve İ.F. Paskeviç gibi Rus generalleri, bilinçli olarak Ermenileri, daha çok Erivan bölgesine yönlendiriyorlardı. Generallerin bu çabası boşuna değildi; ileriye dönük bir planı hayata geçirmeye çalışıyorlardı. Zira Revan Hanlığı'nın bulunduğu coğrafya Osmanlı İmparatorluğu'na, Gürcü Hanlıklarına ve Nahçıvan üzerinden de İran'a komşuydu. Revan Hanlığı topraklarının bu stratejik konumu, bu üç komşu devlete de baskı uygulamaya imkan tanımaktaydı.
Ermeni asıllı Bebudov'un başkanlığında oluşturulan bir kurul, ileride Rusya’nın politikalarını uygulamada bir paravan olarak kullanılabilecek bir devlet yapılandırılmasını planlıyor ve uyguluyorlardı. İran ve Anadolu’dan taşınan Ermenilerin Erivan merkezli olarak yerleştirilmesi belli bir plan çerçevesinde gerçekleştiriliyordu.
1828 yılının Şubat ayından Mayıs ayına kadar, 948 Ermeni ailesi Erivan'a göç ettirildi. Bu planlı göçler sayesinde, Nahçıvan ve Erivan Hanlıklarının toprakları üzerinde, bir çekirdek Ermeni devleti oluşturulmuş oldu.
Bugünkü Ermenistan topraklarında M.Ö.1000 yıllarından itibaren Türkler yaşamışlardır. Hunlar, Bulgar Türkleri, Hazarlar, Azeriler, Osmanlılar bu bölgeyi kendilerine yurt edinmişlerdi. 1829'da Revan Vilâyeti Rusya'nın eline geçtiğinde, Ruslar tarafından yapılan istatistiklere göre, bu topraklarda yaşayan 118.650 kişiden 81.749'unun Müslüman ve 25.131'inin Ermeni olduğu kaydedilmişti.
Revan'daki Müslüman Türk nüfusun oranı 1886'da % 59.9 iken, 1915'de % 45,5'e düşürülmüştür. İstatistiklerden anlaşıldığı gibi, bir taraftan Ermenilerin İran ve Türkiye'den Revan (Erivan) Vilâyeti arazisine götürülmesine ve diğer taranan bölgedeki Türklerin baskı, zulüm ve kırımlarla bölgeden uzaklaştırılmasına rağmen, 1917 yılında bütün Erivan Vilâyeti'nin, yani Ermenistan'ın % 40'a yakın nüfusu Türklerden oluşuyordu.
Erivan Vilâyetinde (Ermenistan Cumhuriyeti), 1918-1920 yılları arasında, Taşnak Hükümeti ve Taşnak Ordusu tarafından gerçekleştirilen Türk Soykırımı esnasında şimdiki Ermenistan'da yaşayan 575.000 Türk'ten 565.000'ni soykırıma mâruz kalmıştır. Bu rakamı Ermeni araştırmacısı Zevan Korkodyan, "Sovyet Ermenistan'ın Ahalisi 1831-1931" adlı kitabında tasdik etmektedir (Bakınız; Doç. Dr. Yavuz Aslan, Rus İstilasından Sovyet Ermenistanı'na Erivan (Revan) Vilâyeti'nin Demografik Yapısı 1827-1922, Yeni Türkiye, sayı 38).
1915 Tehcir Olayı'nı, sadece "soykırım" olarak değil "etnik temizlik" şeklinde nitelendirenler, acaba yalnızca Revan'da soykırıma ve etnik temizliğe kurban giden 600.000 Türk'ü neden hatırlamak istemezler?
Revan soykırımına kurban giden 600 bin Müslüman Türk'ten bize yalnız şu hüzünlü Erzurum türküsü kaldı:
"Kırmızı gül demet demet
Sevda değil bir alâmet
Gitti gelmez o muhannet
Şol Revan'da balam galdı
Yavrum galdı balam nenni"

Turhan Turgut, Revan Hanlığı’nın tarih sahnesinden çekilmesini şöyle anlatıyordu:
“Revan, 1770’ten başlayarak 1827’ye kadar pek çok kez Gürcülerin ve Rusların hücumuna uğradıysa da, dayanmayı başardı. Fakat, en sonunda, zamanın “Uluhan” lakaplı serdarı II. Hüseyin Ali Han 13 Ekim 1827’de General Paskevich ‘in üstün kuvvetelerine boyun eğmek zorunda kaldı. Bağımsız Revan Hanlığı sona ermiş oldu.”
Revan Hanları:
1752-1755 : Halil Han Özbey
1755-1763 : Hasan Ali Han
1763-1783 : Hüseyin Ali Han
1783-1784 : Gulam Ali Han
1784-1805 : Muhammed Hüseyin Han
1794 : Ali Kulu Han,
1796- 1797 : Hasan Han
1805- 1806 : Mehti Kulu Han
1806- 1807 : Muhammed Han Marağai (Fath Ali Şah oğlu)
1807- 1827 : Hüseyin Kulu Ali Han ( 1740-1830)

ERMENİLERİN YERLEŞTİRİLMESİ

14 Eylül 1829’da Osmanlı İmparatorluğu ile Ruslar arasında imzalanan Edirne Anlaşması’nin 13’üncü maddesi uyarınca, iki devlet arasındaki savaşa katılmış veya tavaır ve hareketleriyle diğer tarafa yardımcı olan tebealarını tamamen affediyorlar ve bunlardan istediklere yerlere göç etmek isteyenlere 18 ay süre veriyorlardı.
Aynı şekilde, Ruslar tarafından işgal edilen ve Osmanlılara geri verilen yerler halkından olup da iki devletten birinin memleketine göç etmek isteyenlere de keza 18 ay müsaade verilecekti.
Bu yaşananlar sonrasında, 1832 sayımına göre, Revan Hanlığı sınırları içindeki hane sayısının dağılımı şöyleydi: Ermeni hane sayısı: 3452, Müslüman hane sayısı ise 9199..
1832 sayımına göre Ervan’daki Ermeni nüfusu 3937, Müslüman nüfusu ise 7331’di. (Kaynak: The Khanate of Erevan Under Qalar Rule 1795-1828 George A. Boumoutlan)
1897 sayımına göre Erivan kenti nüfus dağılımı da şöyle: Rus: 3713, Ermeni: 58148, Müslüman nüfus: 77491. ( Kaynak: “The Azerbaijani Turks” Audrey L. Altstadt)
1828-1832 arasında, İran’dan ve Anadolu’dan taşınarak Revan Hanlığı topraklarına yerleştirilen Ermeni hane sayısı da şöyle: Yerli Ermeni hane sayısı: 3452, iran’dan getirilen hane sayısı:4559, Anadolu’dan getirilen hane sayısı: 3674.
Bu taşınmalar sonrasında, 11832’de Revan Hanlığındaki nüfus dengesi şöyle oluşuyor: Türk sayısı: 50 bin, Ermeni sayısı ise, 20 bini yerli Ermeni, 25 bini İran Ermenisi ve 20 bini Anadolu Ermenisi olmak üzere toplam 65 bin. 1897’deki sayıma göre Erivan Guberniia’sı nüfus dağılımı da şöyle: Türk nüfus: 32 bin, Ermeni nüfus: 44 bin, Rus nüfus 2 bin.. (Kaynak: Audrey L. Altstadt)

REVAN HANLIĞI YIKILDIĞINDA HANEDAN OSMANLI’YA SIĞINMIŞTI

Bağımsız Revan Hanlığı yıkıldığı zaman Hüseyin Ali Han'ın (1807-1827) Osmanlı'ya sığındığını ve ailenin diğer kısmının Revan'da kaldığını belirten Turgut, Rus Devrimi sonrasında dedelerinin de buradan ayrıldığını anlattı.
Ermenistan'ın Türk ve Müslüman halka yönelik etnik temizlik yaptığını ve Türk yerleşim birimlerinin adlarını değiştirdiğini vurgulayan Turgut, şöyle konuştu:
"1914'te Revan vilayetinde 270 bin Türk varken, 1926'da 89 bine iniyor bu sayı. Bugün ise bilmiyorum, acaba Revan'da hiç Türk kaldı mı? Kalmadı galiba. Bizden kim kaldıysa orada, Ermeniler tarafından öldürüldü. Türk yerleşim birimlerinin isimlerini değiştirmeye başladılar, 667 köy, kasaba ve şehrin ismi değiştirildi. 1918-1987 arasında 254 yerleşim birimini de haritadan sildiler. Yani 'bugüne kadar böyle bir şey olmamıştır' dediler. Bugün Karabağ'ın işgal edilmiş olması, Rusların her zaman olduğu gibi buna göz yummuş olmaları bizi davamızı daha şiddetli bir şekilde savunmaya iten şeydir. Bunun için de bu durumun bir devlet politikası olarak ele alınması lazım."

"ERMENİLERE DEĞİL, SÖYLENENİN AKSİNE TÜRKLERE SOYKIRIM YAPILMIŞTIR”

İSTAD Başkanı Sefer Karakoyunlu, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Ermenilere soykırım 1915 olayları konusunda şunları söyledi:
”Ermenistan, İran ve Ürdün’de yakılan Türkiye Azerbaycan bayraklarını yakanları ve buna göz yumanları kınıyoruz. Türkler Ermenilere soykırım yapmamış tam tersi Türkler soykırıma maruz kalmıştır. 1915 de biz emparyelislere karşı savaşırken tam tersi Ermeniler her cephede Türkleri arkadan vurmuş düşmanlarla iş birliği yapmış ve bunun neticesinde tecrit ve sürgüne tabi tutulmuşlardır. Sürgün ve göç sırasında ermeniler geçtikleri köylere kentlere saldırarak yakıp yıkmışlardır 1915 de eli silah tutan herkes cephelerde savaşırken ermeniler bu durumu fırsat bilerek anadoluda adeta taş üzerinde taş bırakmamışlardır. Bu soykırım anadoluda olduğu gibi Azerbaycan’ın çeşitli bölgelerinde devam etmiştir.
Tarih de Ermeniler Türklere tam beş defa soykırım yapmıştır. Kıssaca hatırlatmak isterim. (1905-1906; 1918-1920; 1948-1953 ve 1988-tecritle başlayan1992 de Karabağ/Hocalı’da soykırıma dönüşen bir vahşet. 1918 yılının Mart ayından itibaren Bolşevik devrimini tesis etme adına Azerbaycan topraklarında toplu katliamlarla soykırım yapılmıştır. Özellikle 1918 yılının Mart ayının son üç gününde zirve noktasına ulaşan soykırım sadece Bakü'de 30 bin masum insan amansızca katledilmiş, bu katliamlar Bakü'yle beraber Azerbaycan'ın Şamahı, Guba, Karabağ, Nahçivan vilayetleri ile bugün Ermenistan sınırında olan ama tarihsel Azerbaycan toprakları Zengezur ve İrevan vilayetlerinde de gerçekleştirilmiş, yaklaşık 120 bin insanın üç günde hayatına son verilmiştir. Aynı soykırım Kars, Iğdır, Erzurum, Ardahan, Van ve Türkiye’nin çeşitli vilayetlerinde devam etmiştir. Yakın zamanda dünya komoyu gözü önünde işlenen Hocalı soykırımı ve Türk topraklarının bulunduğu coğrafıyalarda yüzlerce toplu mezar göstermeye ve arşivlerde bunları kanıtlamaya hazırız ama geçmişlerinden korkanlar tarihin yüz karalarıdır. Soykırımlara kanıt olarak Azerbaycan’ın ve Türkiyenin çeşitli bölgelerinde yüzlerce toplu mezarlar mevcuttur. Azerbaycan Quba ve Kars Iğdır Erzurumdaki toplu mezarlar buna kanıttır.
Bu SOYKIRIM sadece Türklere karşı yapılmış bir soykırım değil, bu soykırım aynı zamanda tüm insanlığa karşı işlenmiş bir cinayettir. Türklere karşı yapılan soykırımları ve bu soykırıma destek veren devletleri kınıyoruz.”
Konferans sonunda Turhan Turgut bey'e ve Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba'ya İSTAD Yönetim Kurulu tarafından Onursal üye rozeti takdim edildi.

Address

Büyük Durduran Köyü
Arpaçay

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Büyük Durduran Köyü - Cumali Birdal posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Büyük Durduran Köyü - Cumali Birdal:

Share

Category