Kampavan

Kampavan KAMP. KARAVAN. GEZİ. BİR DE KEDİ.

KİBYRA ANTİK KENTİ. GÖLHİSAR. BURDUR.Kibyra yaklaşık 2300 yıl önce göl manzaralı tepelere kurulmuş ve zamanla bölgenin ç...
19/01/2021

KİBYRA ANTİK KENTİ. GÖLHİSAR. BURDUR.

Kibyra yaklaşık 2300 yıl önce göl manzaralı tepelere kurulmuş ve zamanla bölgenin çok güçlü ve zengin şehirlerinden biri haline gelmiş. Savaşlarda 30 bin piyade ve 2 bin at çıkarabilecek kadar büyük olan bu şehir gladyatörler kenti olarak bilinmekteymiş.

Burdur Gölhisar ilçesinde bulunan Kibrya’ya Antalya Denizli yolundan yaklaşık 15-20 dakikalık sapma ile ulaşabiliyorsunuz. Navigasyonla veya tabelaları takip ederek ulaşmak kolay. 2020 yazı için girişte ücret alınmıyordu. Antik kenti gün yüzüne çıkarmak için hala çalışmaların devam ettiğini ve gerçekten büyük emekler ortaya koyulduğunu görebiliyorsunuz. Ama baştan uyarayım, kültür gezisi seviyorsanız bu antik kent için en az 3-4 saat ayırmalısınız.
Kültürel olarak da sadece o zamanlar için değil bugünlere kalan kalıntılar için bile değerlendirdiğimizde ne kadar emek verildiğini görebiliyorsunuz. Yapıların üzerinde bulunan desenlerin işçilikleri, yollar, havuzlar, tiyatro, müzik evi, Medusa mozaiği... Her birini uzun uzun inceleyip, hayranlıkla bakmadan geçmeniz mümkün değil. Bugün için Burdur çok küçük bir şehir olsa da o zamanlar için Kibyra ve Sagalassos ile bölge çok büyük şehirlere ev sahipliği yapmaktaydı.

Gelelim antik kenti gezmeye... Öncelikle sizi aşağıda ilk kapıdan giriş kısmında U şeklinde kocaman bir alanı kaplayan Stadion(Stadyum) karşılayacak. Fakat burası bu antik kentin sadece başlangıcı. Bu stadyum ve bütün antik kent 2 bin yıl önce göl manzaralıymış. Stadyumun ayakta olan tribün kısmının karşısında da daha alçak bir seviyede bulunan tribünden geriye yıkıntıları kalmış. Stadyumu solunuza alıp patikan yukarıya doğru yürüyerek yavaş yavaş antik kenti gezmeye devam edebilirsiniz. İlk önce sola doğru bazilika’ya dönen bir yol var. Çok ilgili değilseniz burayı görmenize gerek yok. Bazilikaya giden yolda önce henüz çalımaları tamamlanmamış haldeki kalıntılar var. Ve taşların üzerinde inanılmaz güzel bir işçilikle işlenmiş semboller var. Yolun devamında da bazilika’ya ulaşıyorsunuz. Ama bazilika henüz çok ham halde. Fazla bir şey göremezsiniz.

Bazilikaya gitmeyecekseniz veya gidip döndüyseniz yukarı doğru devam ettiğinizde Ana Cadde ile Agora(Çarşı Pazar Yeri) sizi karşılayacak. Ana Cadde henüz tam ortaya çıkarılmış değil. Ama ortaya çıkarılan başlangıç kısmı bile göz alıcı güzellikte. O kapıdaki dantel gibi işlemeleri bile uzun uzun incelemeden geçemiyor insan. Sağ tarafta ise Agora büyük oranda ortaya çıkarılmış durumda. Hatta burada yer alan havuz bile tekrar hayata döndürülmüş. Siz de 2 bin yıl önceki halini sütunlar üzerine ahşap bir tavanla kapanmış ve sağlı sollu dükkanların olduğu Pazar yeri olarak burayı hayal edebilirsiniz. Yer döşemeleri bile tekrar ortaya çıkarılmış. Binlerce yıl sonra bile aynı yollarda yürümek, binlerce yıl öncesinde insanların neler yaşadığını düşünmek harika duygular yaşatıyor insana.
Agora kısmını geçtiğinizde sağa doğru bir yol çıkıyor. Bu yoldan önce yuvarlak yapılı çeşmeye, daha sonra da A Yapısı denilen bir kalıntı ulaşıyorsunuz. Yuvarlak yapılı çeşmenin etrafı kapalı fakat muhteşemliğine şahit olmanıza engel değil. Devam ettiğinizde ise A yapısı denen kalıntıyı göreceksiniz. Henüz ne için yapıldığı tam olarak belirlenememiş. Dışarıdan kaçak yapı temeli gibi göründüğüne aldanmayın. İçi inanılmaz büyük ve yüksek bir yer. Kolonların yüksekliği en az 3-4 metre uzunluğunda. Belki zamanla üstünde yapılması planlanan yapının ne olduğunu bulabilirler.
Tekrar ana yola dönüp yukarıya devam ettiğinizde sizi olanca ihtişamıyla tiyatro karşılayacak. Buraya yönelmeden önce ise sağdan bir yol Eski Roma Hamamı’na gidiyor. Fakat benim kadar ilgili değilseniz gitmenze gerek yok. Zamanınızı diğer kalıntılara ayırabilirsiniz.

Dönelim Tiyatro’ya. Tiyatro ile başlayan bölge tam anlamıyla bir kültür ve sanat bölgesi. Binlerce yıl önce kültüre ve sanata ne kadar önem verildiğini kalıntılardan anlıyorsunuz. Öyle ki binlerce yıl öncesi için bile tiyatroda seyircileri güneş ve yağmurdan korumak için yapılmış olan örtülerin kalıntıları bulunmuş.

Tiyatrodan sonra sol taraftan devam ettiğinizde ise sizi Odeion(Müzik Evi) karşılayacak. Antik kentin en harika yeri bence burasıydı. Burasının sadece müzik evi olarak değil, aynı zamanda tiyatro ve kent meclisi olarak kullanıldığı tespit edilmiş. Kendi zamanında üstü kapalı ve harika bir yermiş. Şimdi de aynı harikalığını koruyor bence. Odeion’un ön tarafında yerde mozaikler ve yazılar hala duruyor. Ve en önemlisi de Medusa Mozaiği. Odeion’un iç tarafında yerde bütün güzelliğiyle sizi bekliyor. Ve anadoludaki tek örneği burada. Burayı kimler ortaya çıkardıysa gerçekten çok iyi iş yapmışlar. Gidip gördüğünüzde siz de takdir edeceksiniz. Odion’dan sonra ise burada gezinizi bitirebilirsiniz. Veya vaktiniz varsa dönüşte sizi etkileyen yerleri tekrar inceleyerek yavaş yavaş dönebilirsiniz.

Ufak bilgilendirmeler olarak, antik kent bölgesinde WC/Lavabo, çeşme, büfe gibi yerler yok. Tedarikli gelmeniz gerekiyor. Eğer kültür gezisi seviyorsanız bolca yürümeniz gerekecek. Yol uzun ve tepeye doğru bir tırmanış gerektiriyor. Şimdilik antik kente gelmeden bir jandarma noktasından giriş yapıyorsunuz. Müze kart veya ücret ödemeniz gerekmiyor.

19/01/2021

KARAVAN ISITICI (WEBASTO) ÇEŞİTLERİ

Karavan alırken yaz kış her şartta kullanmak isteyenler için bir diğer problem de ısınma. Katalitik tarzı gazlı ürünler veya içeride kısık ateşte su ısıtma gibi zorlama çözümleri hiç gündeme almadım. Çünkü güvenli değil. Zaten küçük bir alandasınız. Ufak bir gaz sızıntısının telafisi olmaz. Diğer çözümler ise gazlı karavan sobaları, su ve ortamı ısıtan dizel/elektrikli kombi çözümü veya gazlı sobalar veya webasto ismiyle özdeşleşen dizel ısıtıcılar. Elektrikli çözümleri karavanda minimum elektrikle/tesislere bağımsız yaşamak istediğim için yine görmezden geliyorum. Genel olarak bunlardan bahsedecek olursak;

1 – Gazlı Karavan Sobası: Taşrada yaadığım için bunu alacak yeri bulmam, alsam da montajını yaptıracak yeri bulmam, bunları bulsam o kadar parayı vermem kolay olmadığı için ve karavanı aldığım yer de bu çözümü sunmadığı için gündeme almadım. Ama siz uygulamak isterseniz ikinci elde zaman zaman uygun fiyat ile satılabiliyor. Kabaca dizel yakıt yerine karavanınızda zaten mevcut olan tüpten besleniyor. Montaj yeri olarak da webastodan biraz daha fazla yer kaplıyor. Ona ayrı bir alan ayırmalısınız.

2- Dizel/Elektrikli Su ve Ortam Isıtıcı Kombi: Bu çözüm için de gördüğüm ilk ve en büyük engel fiyatı oldu. Ayrıca lektrik için düşüncemi zaten belirtmiştim. O yüzden bunu kullanmak isteyenlere de başarılar diliyorum. Sadece bir dip not olarak DAİ Shava dizel ısıtıcı için 6,5 litrelik bir su kazanı ile kombi çözümü sunulmaya başlandı. Fiyatı da dizel ısıtıcısını kullanıyorsanız 2020 sonu itibariyle 750TL civarıydı.

3- Dizel Isıtıcı(Webasto): Webasto da aynı selpak gibi sektöre ismini veren bir marka. Çalışma mantığı; bir depodan dizel yakıt alarak bu yakıtı ile havayı ısıtması, ısınan bu havayı da ortama vererek ortamı sıcacık yapması üzerine kurulu. Bir miktar elektrik de kullanıyor tabi ki. Piyasada şu an için Webasto, Eberspaecher, Dai ve Yılkar gibi markalar bulunmakta. Çin’den alternatif ürün alacaksanız montajı/tamiri/eksiklikleri konusunda size başarılar diliyorum.
Dai Shava yerli üretim ve fiyatı en uygun olan çözüm. Başlangıç seviyesini yaklaşık olarak 3.000,00TL civarına edinebilirsiniz. 1500 metre üzerinde çalışmama veya çalışması için kit gerektirme gibi bir durumu yok. Bazı kullanıcılar tarafından biraz sesli çalıştığı şeklinde şikâyet olmuş ama benim bir tecrübem yok. Montajında belki bir çözüm bulunup daha sessiz hale getirilebilir.
Eberspaecher de Alman menşeli bir ürün. Fiyat seviyesi Webasto ile aynı sayılır. (Montaj hariç 5000TL-6000TL civarı.) Sadece 2-3 kişiden 1500 metre üzerinde arıza moduna geçip çalışmadığı şeklinde şikâyet okudum. Bunu zaten firma en baştan söylüyor. 1500 metre üzerinde kullanmak için sisteme ufak bir kit daha eklemek gerekiyor. Bu parça da 1000TL civarına edinilebilir. Bütün fiyat bilgilerini 2020 sonu kur seviyeleri ile veriyorum. Kura bağlı fiyat değişimleri olacaktır mutlaka.

Webasto’ya gelirsek, benim tercihim bu markadan yana oldu. Benim oturduğum şehirde servisini bulabildiğim tek firma buydu çünkü. Tırlar, arabalar gibi taşıtlar için de çok fazla kullanıldığı için bu markanın servis ve satış ağı diğerlerine göre daha geniş. Bizim gibi İstanbul’da yaşamıyorsanız bu çok önemli bir mevzu. 1500 metre olayı webasto giriş seviyesi cihazında da geçerli ama daha 1500 metre üstünde kullanamadım diyeni görmedim. Aksine gayet iyi çalışmaya devam ettiğini söyleyen birçok insan var. Giriş seviyesi modelini de 2020 sonu kurları ile 5000TL-6000TL gibi fiyatlara temin edebiliyorsunuz.

Marka algısı ve güven muhtemelen benim seçimim konusunda belirleyici oldu. Bu cihazlarda seçim en nihayetinde kişiden kişiye değişiyor. Herkesin kendi doğruları var tabi ki. Herkese kendi tercihiyle sorunsuz ve arızasız kullanımlar diliyorum.

KEDİMİZ MÜZEYYEN İLE KAMP HAYATICanımız, ciğerimiz, minnak prensesimiz Müzeyyen evimize geldiğinde annesini kaybetmiş 3-...
10/01/2021

KEDİMİZ MÜZEYYEN İLE KAMP HAYATI

Canımız, ciğerimiz, minnak prensesimiz Müzeyyen evimize geldiğinde annesini kaybetmiş 3-4 haftalık bir kuzucuktu. Her ne kadar eşim evde hayvan istemese de şimdi araları o kadar iyi ki bazen beni dışlıyorlar.

Gün gelip de ilk defa Müzeyyen ile kampa gittiğimizde henüz 3-4 aylıktı. İlk deneyimimiz olacağı için izole bir kamp alanı olmasını tercih ettik. Kamp alanının etrafından yol geçmemesi, kalabalık olmaması, kaybolabileceği bir yer olmaması önemliydi. Çünkü onun için de bizim için de bilmediğimiz bir deneyim olacaktı. Bu nedenlerden dolayı hem bizim de sevdiğimiz hem de şartlarımıza uyan ve o zamanlar açık olan İasos Camping’i tercih ettik. Kamp yeri tenha bir yarımadadaydı ve dışarıdan tamamen izole olduğu için birçok tehlike en baştan elenmişti. Yine de sürekli olarak gözümüzü açık tutuyorduk tabi ki. Biraz da korkuyorduk.

Kamp alanına yerleşirken de çadırımızı biraz da diğer kampçılardan uzağa kurduk ki Müzeyyen’in kamp macerası korkutucu bir hale gelmesin. Çünkü insanlara, kalabalığa ve çok fazla sese alışık değildi. Özellikle çocuk sesleri ve çocukların ona dokunmak istemesi onu tedirgin edebilirdi.

Bütün bunlara rağmen bir anlık dalgınlığımızla kamp alanının daimi misafiri 2 tane tatlı köpek çadırın yanına gelmiş. Bir süre de karşı karşıya kalmışlar ve birbirlerine hırlamışlar. Bir şey yapmazlardı belki ama hem Müzeyyen hem de biz çok korktuğumuz için ilk travmamızı yaşamış olduk.

Bizim bunca kork*muza rağmen Müzeyyenciğimin içindeki sokak kedisini ortaya çıkarması çok fazla zaman almadı. Meğerse kuzucuğumuzun için bir panter varmış.

Bize geldiğinde çok küçük olduğu için mi yoksa kendi kişiliğinden kaynaklı mı bilmiyorum ama bizim hayat ritmimize çok iyi uyum sağladı. Gece uykusunu bile bizimle beraber uyuyor. Hatta öyle ki yatma saatimizi geçirdiysek bütün mutsuzluğu ve taciz edici bakışlarıyla bizi yatağa gitmeye teşvik ediyor.

Kediler günün çoğunda uyudukları için kampa gittiğimizde Müzeyyen de en çok vaktini çadırın içinde uyuyarak geçiriyor. Gece uyku saatinden yarım saat kadar önce de kuzucuğumuzu çadıra koyup kapatıyoruz. Yoksa bazen başını alıp bir gidiyor, gelene kadar onu bekliyoruz. Doğaya çıkıp da ağaç, çimen ve diğer hayvanları görünce içindeki özgür panter ruhunu ortaya çıkarıyor. En büyük hobisi de ağaçlara tırmanmak.

Kendi kişiliğinden kaynaklı olarak maalesef biraz geçimsiz bir kedimiz var. O kadar kampa gittik ama sadece 1 kediyle iyi geçindi bu güne kadar. Onun haricinde çevresindeki hayvanlara karşı bazen umursamaz, çoğu zaman da savunmacı yaklaştı. Kendinden büyük kedilere ve hatta köpeklere karşı bile eyvallah etmedi. Bizi göz hizasında tutup bize güvenerek her zaman muhtar gibi dolandı ortalıklarda.

Kampa genellikle Cuma gece gitmiş oluyoruz ve ilk gecemiz hep beraber çadırda geçiyor. Çadırı yuvası olarak gördüğü için de dönüp dolaşıp mutlaka çadıra dönüyor. Zaten kamp alanında dolaşırken de çadırı merkeze alarak uzaklaşıyor. Bu güne kadar 1 kere normalden uzun, bizi telaşlandıracak kadar ortalıktan kayboldu. Ama yine de kendiliğinden geri geldi. Bu sebeple dönüşten 1-2 saat önce ve gece yatmadan yarım saat önce çadırda veya taşıma kabında tutuyoruz ki son dakika sürprizi yaşanmasın.
Müzeyyenciğimizin bir de kendisi için kötü ama çadırdan uzun süre uzak kalamadığı için bizim için çok iyi olan özelliği, sadece k*m kabına dışkılayabilmesi. Doğada asla yapamadı. Toprağı mı beğenmedi, alışkın olmadığı için mi yapmıyor bilmiyoruz ama yemeği börtü böcek ile halletse bile mutlaka k*m kabına geri dönüyor.

Müzeyyen ile birlikte şimdiye kadar Fethiye, Bodrum, Milas, Marmaris, Assos(Behramkale), Bozcaada ve Gökçeada’ya gidebildik. Gökçeada kamplarımız da 14-15 gün kadar sürüyordu. Bu güne kadar kalıcı etkileri olan kötü bir şey yaşamadık. Sadece Gökçeada kamplarımızın son gününde ortadan kaybolma gibi bir gelenek edindi kendine ama günün sonunda mutlaka birbirimize kavuştuk.
2021 yılında çadır hayatından karavan hayatına geçeceğiz artık. Karavan ile Müzeyyen için de bizim için de yeni bir tecrübeye adım atmış olacağız. Umuyoruz ki hepimiz için daha konforlu bir süreç olacak.

KEDİ İLE KAMP YAPACAKLARA TAVSİYELER.Kuzucuğumuz, minnak prensesimiz Müzeyyenciğimizi ilk zamanlarda evde bırakarak haft...
10/01/2021

KEDİ İLE KAMP YAPACAKLARA TAVSİYELER.

Kuzucuğumuz, minnak prensesimiz Müzeyyenciğimizi ilk zamanlarda evde bırakarak hafta sonu tatillerinde gezmeye veya kamplara gidiyorduk. Fakat 15-16 gün süren yıllık izinlerimizde kimseye bırakmak istemediğimiz için, bir şekilde kamp yapmaya alıştırmamız gerekiyordu. Kedimizin kişiliğinin buna uygun olması ve kolay uyum sağlaması sebebiyle bu süreci biraz rahat atlattık. Ama tabi ki bizim de kriz zamanlarımız oldu. Bu uzun süreli tecrübelerin ve yaşanan travmaların ardından kedili kamplar için öncelikle kendimiz için ufak bir tavsiye listemiz kendiliğinden oluştu. Umarız size de faydası olur.

Ø Başlamadan önce ilk uyarım; veterinerinizin tavsiyelerini dikkate alın. Burada yazan tavsiyeler kişisel tecrübelere dayalıdır. Herhangi bir maddede veteriner farklı bir tavsiye veriyorsa onu dinleyin.

Ø En başta kedinizin kişiliğini iyi tanıyın. Kediniz için uygun olmadığını düşünüyorsanız maceraya girişmeyin.

Ø Sabırlı olun. Kendinizi kediniz yerine koyun. Doğduğunuz andan itibaren evden başka bir yer görmeyip arabayla uzun seyahatler yapmak, doğaya çıkmak, tamamen yabancı bir ortama uyum sağlamak kolay bir şey değil.

Ø Kamptan önce bir yolculuk süreciniz olacak. Veterinere gidip gelirken araç içindeki psikolojini az çok öğrenmiş olmalısınız. Eğer yolculuktan çok huzursuz oluyorsa yolculuk boyunca taşıma kabında tutun. Araba içinde serbest bırakmak çok riskli. Pedalların altına kaçarsa kazaya sebep olabilir. Bu sebeple mümkün olduğunca taşıma kabından çıkartmayın.

Ø Kediniz ile yolculuğa çıkmadan bir süre önce mamasını kesmeniz kusmasını bir nebze olsun engelleyecektir.

Ø Arabada kullanmak için küçük mama ve su kabınız olsun. Ve küçük boy kapalı bir k*m kabı da bulundurun. Yolda tuvalet ihtiyacı olursa kediniz de siz de zor duruma düşmeyin. Zaten bu küçük mama, su ve tuvalet kaplarını kamp seti olarak da kullanacaksınız.

Ø Eğer yolunuz uzun ise yolda kısa molalar vererek gidin. Kedinizi yolculuk boyunca aç bırakabilirsiniz ama susuz bırakmayın. Tuvalet ihtiyacına dikkat edin.

Ø Bazı kediler böyle sıra dışı durumlarda uzun süreli olarak yemeyi içmeyi kesiyorlar. Hatta tuvaletini yapmıyorlar. Hemen panik yapmayın.

Ø İlk kampınızı dış etkenlerden mümkün olduğunca izole bir kamp alanında yapın. Sizin için sıradan olan araba ve yol gürültüleri, farklı hayvanlar, kokular, insan kalabalığı, çocuk sesleri, deniz ve dalga sesleri ev kedilerimizin tamamen yabancı olduğu dış etkenler. İlk başta çok korkutucu olabiliyor onlar için. Bir de izole bir alanda olmak kaybolma ihtimalini ortadan kaldırıyor. Çadırınızdan uzaklaşsa bile hızlıca bulabilirsiniz.

Ø Kedinizi uzaklaşmasın, çadır çevresinde kalsın vs. gibi hiçbir sebeple bağlamayın. Asla bağlamayın. Güvenmiyorsanız kampa getirmeyin ama kampa geldiyseniz asla bağlamayın. Sizin göremediğiniz dış etkenler, kamp alanındaki diğer kedi ve köpekler, korku gibi sebeplerle panik olduğu zaman kendisine zarar verebilir. Örneğin başka bir kediyle veya köpekle karşılaştığında rahatça çadıra, ağaca, sizin yanınıza, kendine güvenebileceği bir yere rahatça ulaşabilmeli. Gerekirse kaçabilmeli.

Ø Kedinizin mamasını sadece kediniz acıktığında gözünüzün önünde verin. Çadırda sürekli olarak bulunduracağınız mamanın kokusu diğer hayvanları da çadıra çekecektir. Sokak hayvanlarını besleyecekseniz çadırın uzağında beslemek herkes için en makul çözüm.

Ø Gece uyumadan önce ve yola çıkmadan önce kedinizi aramamak için hangi aralıklarla çadıra geldiğini gözlemleyerek uygun vakitlerde çadıra veya taşıma sepetine alın.

Ø Kedinizin kamptaki günlük rutinini iyi gözlemleyin. Böylece olağanüstü bir durum olduğunda daha hızlı bir şekilde bunu anlayıp müdahale edebilirsiniz. Yeme içme alışkanlığı ve dışkı kontrolü çok önemli.

Ø Kampa gitmeden önce kedinizin tırnaklarını asla kesmeyin. Sivrileşmesine izin verin. Kedilerin tırnakları ağacağa tırmanırken, kaçarken, kendisini korurken en önemli donanımı.

Ø Kedinizi çadırda bırakacağınız zaman çadırın içinden dışarısını gösteren bir penceresi, sinekliği varsa kapalı tutun. Çevresel etkilere ve etrafta dolaşan hayvanlara karşı huzursuzluğunu önlemiş olursunuz. Bizim kedimiz çadırın arkasından geçen kediye artistlik yapmaya çalışırken çadırın sinekliğine zarar vermişti. Bu gibi kazaları olmadan önlemek herkes için en iyisi.

Ø Kampçılıkta en önemli kurallardan birisi çadırın kapısını penceresini bütün fermuarlarını kapalı tutmaktır.( Dışarıdan girecek börtü böcek ve meraklı küçük dostlar gibi tehlikeleri önlemek için.) Ama kedinizle kampa çıktıysanız bu kuralı uygulayamazsınız maalesef. Gün içinde çadıra farklı sebeplerle girip çıkmak isteyecektir. Aynı zamanda kediler börtü böcek düşmanı olduğu için çadırda bir bekçiniz olacak. Ama siz mutlaka günde 1-2 kere(özellikle yatmadan önce) gözle kontrol edin.

Ø Geceleri yatarken çadırı tamamen kapatın. Siz çadırdayken içeri başka kedilerin veya börtü böceğin girmesini asla istemezsiniz. Aynı zamanda kontrolünüz dışında kedinizin bütün gece dışarıda olmasını da istemezsiniz. Eğer kedinizin gece uykusu alışkanlığı yoksa kamp süreçlerinden daha önce evdeyken gündüz mümkün olduğunca uyanık tutarak geceleri sizinle beraber uyumaya alıştırmalısınız.

Ø 1 günden daha uzun süre kedinizi yalnız bırakmayın. Maması - suyu bitebilir, çadırdan fazla uzaklaşabilir, arı sokabilir vb.

Ø Temkinli ve tetikte olun fakat panik olmayın, olayları abartmayın. Doğada kedinizi böcek/arı sokabilir, yediği bir böcek veya ot dokunabilir. Ya da diğer hayvanlarla anlaşamayabilir. Gözünüz kedinizin üzerinde olsun tabi ki ama kendinize ve kedinize tatili/kampı ızdırap haline getirmeyin. Her hayvanın hayatta kalma iç güdüsü düşündüğünüzden çok daha güçlü. Doğaya alıştıktan sonra kendisini birçok şeyden koruyacak ve ufak tefek sıkıntıları kendiliğinden aşacaktır. Örneğin bizim kedimizi arı soktuğunda patisi davul gibi şişti. Biraz canı yandı. Ama uyuyup dinlenip hayatına devam etti. Olay esnasında üzülsek de hepimize bir tecrübe oldu. O günden sonra arılara bir daha yaklaşmamayı öğrendi muhtemelen ki tekrar böyle bir kaza yaşamadık.

Ø Kedinizin k*m kabını çadırınız genişse başınızdan olabildiğince uzak noktaya, çadırınız küçükse çadır kapısının hemen yanına koyun. Doğada tuvalet yapma alışkanlığı kazanmazsa eninde sonunda çadıra/k*m kabına dönecektir. Bu alışkanlık bizim çok işimize yarıyor. Tuvaletine mutlaka döndüğü için günlük rutinlerini takip etmemiz çok kolaylaşıyor.

Ø Kampa başladığınız zaman ilk birkaç saat hatta ilk gecenin sonuna kadar çadırda tutmaya çalışın. Böylece çadırın ev olduğunu daha kolay anlayıp ona göre davranacaktır.

Ø Kamptan döndükten sonra iç/dış parazit ilacını kullanmayı ihmal etmeyin.(Veterinerinize danışarak tabi.)

Ø Kedinizin üzerinde adı ve sizin telefon numaranız yazan bir tasma bulundurmayı sakın unutmayın. Bizim kedimiz tasmadan nefret ediyor fakat kamplarda yine de mutlaka tasma takıyoruz.

Yukarıda çok fazla madde yazdım ama bunlar gözünüzü korkutmamalı. Kedi ile kampa gitmek bebeğinizle kampa gitmekten çok da farklı değil aslında. Zaten zamanla kedinizin alışkanlıkları ve rutinleri ile sizin kontrolleriniz kendiliğinden senkronize olacak ve beraber güzel kamplar yapıyor olacaksınız. Kedinizi çimlerde koşup oynarken, ağaca tırmanırken görmek sizi de kediniz kadar mutlu edecektir.

AKYAKA. ULA. MUĞLA.Muğla’nın Ula ilçesine bağlı Azmak Nehrinin kenarındaki bu küçücük ama cennet gibi kasaba eskiden bir...
03/01/2021

AKYAKA. ULA. MUĞLA.

Muğla’nın Ula ilçesine bağlı Azmak Nehrinin kenarındaki bu küçücük ama cennet gibi kasaba eskiden bir balıkçı mahallesi olsa da günümüzde, özellikle de yaz sezonunda mahşer yeri gibi kalabalık oluyor. Ama sezon dışı zamanlarda mutlaka gelmenizi tavsiye ediyorum. Hele ki bizim gibi yakın bir lokasyonda yaşıyorsanız hafta sonları kaçamak için en ideal yer burası olabilir.
Akyaka, Muğla’ya 20-25 dakika uzaklıkta fakat virajlarıyla meşhur bir yolu var. Sakar geçidinde bu zorlu yolun bitimine doğru Sakar Geçidi Seyir Terasında Gökova Körfezinin büyüleyici manzarası eşliğinde soluklanabilirsiniz.

Eğer Denizli tarafından geliyorsanız ve Sakar Geçidinin virajlarını görmek istemiyorsanız Karabörtlen yolu üzerinden de gelebilirsiniz.
Etrafı dağ ve deniz ile çevrili, yine bu sebeple yemyeşil bir doğası olan Akyaka yerleşim alanı olarak çok küçük bir alana sıkışmış durumda. Bu küçük alana sığmasına rağmen merkezi dahil her yer yemyeşil ve çiçek kokuyor.

Eğer merkezine girmeyip devam ederseniz Akbük’e ulaşabilirsiniz. Burada da çok sayıda küçük tesis bulunmakta.

Akyakanın içinde de kendisine göre büyükçe bir kamp alanı mevcut. Kamp haricinde konaklamak isterseniz bölgede çok fazla sayıda otel/hotel/pansiyon bulunuyor. Özellikle kışın talep çok düştüğü için fiyatlar dip yapıyor.

Kışın gelsek ne yapacağız diye düşünüyorsanız eğer tekne turları, sahil, oteller ve restoranlar açık. Sabah erkenden oksijene ve deniz kokusuna doyacağınız bir yürüyüş, ardından güzel bir kahvaltı ve sonrasında sahile sandalyelerinizi atıp istediğiniz kadar kitap okuyarak huzurla dolabilirsiniz.

Akyaka’da fiyatların genel seviyesi yüksek. Mekanlarda kahvaltı yapmak isterseniz kişi başı 40TL seviyesinde. Yemek fiyatları da aşağı yukarı aynı düzeyde. Öyle ciddi bir lezzeti yok fakat lezzetsiz de değil.

Bir ekstra olarak Marmaris yol ayrımında okaliptüs ağaçlarıyla çevrili harika bir Aşıklar Yolu var. Vaktiniz olursa burada yürüyebilirsiniz. Ardından da yolun sonunda Akçapınar Tostçusunda ufak bir atıştırma yapabilirsiniz. Burada küçük bir vereyim; tostçuya meşhur denilse de beklentinizi düşük tutun.

Sonuç olarak Akyaka daha çok kafa dinlemek için ve hafta sonu ufak bir kaçamak yapmak için çok ideal bir yer.

KAPADOKYA. ÜRGÜP. GÖREME. AVANOS. DERİNKUYU.Kapadokya dendiğinde aklımıza ilk gelen şey genellikle Üç Güzeller denilen p...
03/01/2021

KAPADOKYA. ÜRGÜP. GÖREME. AVANOS. DERİNKUYU.

Kapadokya dendiğinde aklımıza ilk gelen şey genellikle Üç Güzeller denilen peribacaları oluyor. Fakat Kapadokya; Nevşehir, Niğde, Kırşehir, Aksaray ve Kayseri’yi içine alan çok büyük bir bölge. Minimum iki gün ayırmanız gerek bir alan. Biz otel olarak Göreme’de bütün bölgenin göbeğinde bir otel tercih ettik. Tabi bu bölgede özellikle de taş otel veya mağara(cave) otel isimli otellerin fiyat seviyesi bütçenizi sarsabilecek seviyede.

Genel olarak peribacalarının oluşmasına sebep olan şey volkanik kalıntılar ve kayaçların farklı aşındırma özelliklerine sahip olması ve zaman içinde sel suları ve akıntılarla bugünkü şeklini oluşturmuştur. Yine bölgedeki kayaçların kolay bir şekilde işlenebilmesi sebebiyle çok sayıda mağara ve yerleşim yeri insanlar tarafından yapılabilmiştir.

Rota planımızı ilk akşam Göreme’de olacak şekilde hazırladık. Akşam otele yerleşip Göreme ve Ürgüp’te ufak bir yürüyüş ve akşam yemeği ile günü bitirdik. Zaten yol yorgunluğu ile erkenden uyumakta hiç zorlanmadık.

İlk günün sabah erken saatlerinde(06:00-07:00) çok zorlanarak da olsa kalkmayı başardık ve Aşk Vadisi adı verilen yerden kalkan balonları izlemeye gittik. Gönül isterdi ki o balon turlarına da katılalım fakat kişi başı 800TL-1000TL arasında bir bedeli var. Biz seyretmeyi tercih ettik. Sonrasında saat henüz çok erken olduğu için otele dönüp kahvaltı ile enerji depoladık. Kahvaltı yaparken de bir yanda rotamızı belirledik.

Bizim rotamız şu şekilde oldu: Paşabağları Örenyeri - Zelve Açıkhava Müzesi – Devrent - Avanos – Çavuşin – Vaftizci Yahya Kilisesi - Göreme Açıkhava Müzesi – Derinkuyu Yeraltı Şehri – Güvercinlik Vadisi – Uçhisar – Üçgüzeller.
Rotayı yazarken 1 güne nasıl sığdırdığımıza ben de şaşırdım. Eğer imkanınız varsa fazladan 1 gün ayırmanız sizin için daha iyi olur tabi ki.

Son olarak da bu gezi öncesinde müzekartınızı almayı unutmayın.

PAŞABAĞLARI MÜZE VE ÖRENYERİ

Bu bölge peribacası oluşumlarını çok net bir şekilde gözlemleyebileceğiniz bir alan. Söylentilere göre eski çağlarda keşişlerin buradaki mağaralarda inzivaya çekilmekteymiş. Girişi müzekatınız ile yapabilirsiniz. Mağazaların olduğu giriş kısmında aynı zamanda restoran ve wc bulunmakta.

ZELVE AÇIKHAVA MÜZESİ

Zelve, bölgenin en eski yerleşim alanı. Aynı zamanda 1950’li yıllara da kadar yerleşim gören bir bölge. Girişi yine müzekart ile yapabilirsiniz.

İlk olarak bu bölgenin çok geniş olduğunu söylemeliyim. Gerçek anlamda gezip görmek için en az 2-3 saatinizi ayırmalısınız. Girişte alabileceğiniz krokiyi de kullanabilirsiniz.

Alana girdiğinizde yolu takip ederek vadinin içlerine doğru ilerlemeye başlayacaksınız. Yol biraz zorlayıcı fakat başka bir yerde bu manzaraları görmeniz mümkün değil. Ufak bir tırmanışın ardından eski yerleşim yerine ulaşabilirsiniz. Bu bölgede eski köy meydanı, köy camisi, eski yerleşim yerleri bulunuyor. Tabelalarda da ayrıntılı bilgileri yazmayı ihmal etmemişler. Eski köy meydanı haricinde girişe yakın olan bölgede şarap üretim yerleri, ibadethaneler ve diğer yapıları da görebilirsiniz. Bence üşenmeden bu bölgenin her yerini adım adım gezmeyi ihmal etmeyin.

DEVRENT

Bu bölge biraz da buraya gelen insanların yer şekillerini bireylere benzetmesi sebebiyle meşhur olmuş. En bariz olanı ise deveye benzeyen peribacaları. Ama hayal gücünüze bağlı olarak çok sayıda şekilleri görmeniz ve bir şeylere benzetmeniz mümkün.

AVANOS

Kızılmağın üzerine kurulmuş olan Nevşehir’e bağlı bu güzel ve şirin ilçe, bölge gezisi esnasında harika bir ara durak olacaktır. Aracınızı park ettikten sonra buradaki çok sayıda yer altı mağarası ve bu mağaralarda bulunan çömlekçi dükkanlarından birinde çömlek yapımını izleyebilir ve hatıra ürünler alabilirsiniz.

Burada Kızılırmak üzerinde bulunan Avanos Köprüsü de gezilip görülecek yerler arasında bulunuyor.

Bu gezi planını takip ediyorsanız hem acıkmış hem de yorulmuş olmalısınız. Yerel lezzetleri tatmak isteyenler ilçedeki kebapçıları deneyebilirler. Biz Kızılırmak kıyısında harika manzarasıyla Köfteci Yusuf’ta yemek yemeyi ve dinlenmeyi tercih ettik.

ÇAVUŞİN KİLİSESİ

2020 Sonbaharında kapalı olduğu için maalesef gezip göremedik.

VAFTİZCİ YAHYA KİLİSESİ

Aslında çok güzel ve görülesi bir yer ama bence burayı gezi planınızdan çıkarabilirsiniz. Çok bakımsız bırakılmış. Buna rağmen gezip görmek isterseniz yayan olarak tırmanmak zorunda değilsiniz. Aracınızla yolun sonuna kadar devam edip kilisenin giriş kısmına kadar araç ile ulaşmanız mümkün. Tabi bu sezon dışında gidenler için geçerli. Kilseye giden yolda çok dikkatli ilerleyin. Merdivenler ve geçişler hem güvensiz hem de bakımsız bırakılmış. Kilise kalıntısı olarak da maalesef çok fazla bir şey kalmamış.

Burası için en garibimize giden şey ise kilisenin alt tarafında bulunan mağaralardaki satılık yazıları oldu. Bölgedeki mağaralar alınıp satılabiliyormuş. Bölge insanı için normal belki ama dışarıdan gelenler için beklenmedik şeyler.

GÖREME AÇIKHAVA MÜZESİ

Bölgenin en büyük açık hava müzelerinden biri burası. Girişi yine müzekart ile yapabiliyorsunuz. İçerideki kiliselerin bazılarına giriş için ayrıca ücret alıyorlar. Biz o kısımları görmemeyi tercih ettik. Gişelerin olduğu yerden girdiğinizde çok sayıda rehber yardımcı olmak için beklemekte. İsterseniz ücreti karşılığında rehber hizmeti almanız mümkün. Bu açıkhava müzesi çok geniz bir alan olsa da planlı bir gezi ile kaybolmadan ve çok fazla zaman kaybetmeden gezip görmeniz mümkün. Bölgedeki diğer yerler gibi burada da mağara içine yapılmış çok sayıda şapel, kilise ve çeşitli yapılar bulunmakta.

DERİNKUYU YERALTI ŞEHRİ

Benim çok büyük bir merakla gittiğim ve hayal kırıklığı ile döndüğüm bir yer oldu burası. Öncelikle Kapadokya’ya yaklaşık 45 dakika kadar bir uzaklıkta. Git gel 1,5 - 2 saatlik bir zamanı yola ayırmanız gerekecek. Bir de klostrofobiniz varsa sakın burayı aklınızdan geçirmeyin. Çok ciddi sıkıntı yaşarsınız.

Yine de merak ediyorsanız ve gidecekseniz ilk uyarım aracınızı park ettiğiniz yere dikkat etmeniz. Derinkuyu yeraltı şehrinin konumlandığı bölge biraz tekinsiz bir bölge. Aracınız park ettikten sonra bölgedeki çok sayıda çocuk muhtemelen yanınızda bitecektir. Size bilgiler verip yardımcı olacaklar. Siz de iyi niyetle harçlık vermek isterseniz çevrenizde daha çok çocuk toplamış olacaksınız. Bu konuya dikkat edin.

Buraya da yine müzekart ile giriş yapabiliyorsunuz. Ören yerinde ayrıca wc’de bulunmakta.

Yeraltı şehrine giriş ve çıkış farklı kapılardan yapılıyor. Giriş yaptığınız andan itibaren klostrofobiniz yoksa bile içiniz daralacak. Psikolojinizi hazırlayarak girin.

Bu yeraltı şehrinin çevreden gelen askerlerden ve yağmacılardan korunmak için yapıldığı söyleniyor. Zaten yer altına indiğinizde bunu çok daha iyi anlayacaksınız. Tüneller kasıtlı olarak olabildiğince küçük yapılmış. Teçhizatlı bir askerin geçmesi imkansız. Kat aralarında da sadece içeriden kapatılabilen tekerlekli kapılar yapılmış. Üst katlarda hayvanlar için ahırlar, mutfak, şaraphane bulunuyor. Aşağılara indikçe toplanma alanları, okul, kilise gibi alanlar ayrılmış. Çok sınırlı bir kısmı ziyarete açık ama gezebildiğiniz kadarıyla bile ne kadar büyük bir emeğin eseri olduğunu anlıyorsunuz.

GÜVERCİNLİK VADİSİ

Manzarası ile size Kapadokyada olduğunuzu iliklerinize kadar hissettirecek ve dinlendirecek bir yer burası. Eğer vakit sıkıntınız yoksa atlı gezintiler veya trekking yapabilirsiniz. Ama bizim gibi kısa zamanda çok yer geziyorsanız gün sonundan dinlenmek için ideal bir yer. Vadi manzaralı ve çok hoşunuza gidecek kafelerin birinde birer çay/kahve içip günün yorgunluğunu atabilirsiniz.

UÇHİSAR KALESİ

Kapadokya bölgesinin tepesinde eski çağlarda yapılmış bir gökdelen gibi duran bu güzel yapının tarihi cilalı taş devrine kadar gitmekte. Günümüzde de aynı heybetiyle ziyaretçilerini beklemekte.
Bize göre buraya gelmek için en güzel zaman gün batımından hemen önce. Böylece en tepeye çıkıp bütün bölgeyi görebilir ve güneşin batışını bu harika mazara eşliğinde izleyebilirsiniz. Kaleye girişte müzekart geçerli değil. 8TL ücret ödeyerek giriş yapabiliyorsunuz. Kaleye giriş yaptıktan sonra merdivenleri kullanarak en tepeye kadar ulaşmanız mümkün.

Çevresinde ise çok sayıda hediyelik mağazaları bulunmakta. Buradan kendinize hatıra veya sevdiklerinize hediye alabilirsiniz.

ÜÇ GÜZELLER

Aslında bütün gün benzer peri bacalarını görmüş olacaksınız fakat fotoğraflar ve reklamlarda Kapadokya denince en çok gösterilen tanıtılan yer burası. Türlü efsanelerle, annesinin dibinde bir çocuk ve babasına benzetilen bu doğal yapıyı ziyaret için en güzel zaman güneş battıktan sonrası. Işıklandırmalar ile gerçekten büyüleyici oluyor.

Ulaşım için Ürgüp’e giderken solda dönerken sağınızda kalacak. Rahatça izleyebilmeniz için güzel bir platform yapılmış.

ÜRGÜP

Ürgüp ilçe merkezi yemek yemek ve akşam gezmek için güzel bir alternatif olabilir. Bir de eğer yaşınız kurtarıyorsa ve merak ediyorsanız Asmalı Konak dizisinin çekildiği konak da burada bulunuyor.

Address

Gölhisar
Golhisar
15400

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kampavan posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Kampavan:

Share

Category