11/02/2023
Deprem nedeniyle Türkiye'nin dört bir yanından yardımlar geliyor bu yardımları organize edecek bir ekip yok.
Gelenler kendi çabasıyla müsait buldukları ilk yere park edip yardımlarını dağıtıyorlar.
Battaniye giysi çorap sıcak çorba ve ekmek gibi malzemelerin dışında dağıtılan malzemelerin çoğu şimdilik hiçbir işe yaramıyor,
Çünkü kimsenin sıcak bir yemek yapma şansı yok.
Et ve tavuk gibi dağıtılan ürünler birkaç günden sonra çöplere atılıyor.
Şehre elektrik ve su verilemiyor.
Gece ürkütüyor bizi soğuk ve karanlık ürkütüyor.
Günün her saatinde dağıtılan sıcak çorbalar ve ekmekler en büyük nimet bizim için.
Arama kurtarma ekiplerinin ihtiyaç duydukları malzemeler temin edilemiyor.
AFAD ekiplerinin kendisi dahi AFAD birimi ile irtibata geçemiyor.
Gerekli her ihtiyaçta vatandaşların afada gitmelerini söylüyorlar, giden vatandaşlar eli boş dönüyor.
Sadece bir arkadaşım abisinin cesedine ulaşmak için gerekli olan demir kesme aletini 6 saatte temin edemedi. Koordine merkezine gidip eli boş döndü.
Gelen arama kurtarma ekipleri kendi çabasıyla bir şeyler yapmaya çalışıyor ama gerçekten müthiş bir organizasyonsuzluk var...
Türkiye'nin dört bir yanından gelen arama kurtarma vinç kepçe işlerini organize edecek bir ekip yok.
Şehir kokmaya başladı artık. Depremden sağ çıkanların en büyük korkusu salgın hastalık..
Cenazelerine ulaşanlar tarifi imkansız bir mutluluk yaşıyor, saatlerce bekledikten sonra cenazelerini gömünce ikinci bir mutluluk yaşıyor.
Bunu gördük bunu yaşadık, inanılmaz şekilde hem kendimize hem cenazelerini buldukları için sevinenlere hayret ettik gerçekten...
İşin insani ahlaki vicdani yardımlaşma ve dayanışma yönü tıpkı TRT 1 haberlerinden dinlediğimiz gibi, fazlası var eksiği yok.
Arama kurtarma çalışmalarına dışarıdan gelen ekipler yardımıyla devam ediliyor, burası da aynen radyo haberlerinden dinlediğimiz gibi, fazlası var eksiği yok.
Bütün bunlar işin reklam ve propaganda tarafı ki bütün bunlar zaten ayrıntılarıyla veriliyor, hem de evrile çevrile yüzlerce kez hem de...
Ama ne yazık ki bütün bunlar yardımsevenlerin ve gelen arama kurtarma ekiplerinin kendi çabaları ile oluyor.
Sizler haberlerde enkazaltından çıkarılan 3-5 vatandaşımızı görüyorsunuz ama saatlerce gömülmeyi bekleyen binlerce cesedi göremiyorsunuz.
Enkazların etrafında dolanıp duran insanları göremiyorsunuz.
İnsani yardımların nerelerden yola çıktığını görüyorsunuz ama bu yardımların Adıyaman'da organize edilemediğini göremiyorsunuz...
Gönderilen çadırları görüyorsunuz ama dondurucu soğukta sokakta ve araçlarında sabahlayan yüzbinleri göremiyorsunuz..
Bizim de her gördüğümüzü yazmaya yüreğimiz el vermiyor, onca insan onca acılar İçinde kıvranırken paylaşım yapmayı insani ahlaki ve vicdani bulmuyoruz.
Bu paylaşımdan dolayı da bizi bağışlayın lütfen..
Çünkü sosyal medyada depremin ilk günlerinde Valilik izni alınmadan yardım yapılamayacağı haberlerini okuduk, kahrolduk. Depremin ilk gününde hiçbir müdahalede bulunulamadığını gördük kahrolduk. Valiliğin ve yerel yönetimin ilk günde hiçbir şekilde ortada görünmediğini gördük kahrolduk. İlk günkü müdahale ile on binlerce insan enkaz altından sağ çıkarılabilecekken bir şey yapılmadığı için kahrolduk.
Siyasilerin böylesi bir büyük felaket sonrasında dahi sidik yarıştırdıklarını medyadan okuyunca daha çok kahrolduk...
Ve yüreğimiz gerçekten kanıyorken ve paylaşım yapmaktan haya ediyorken oturup bir nebze de olsa vaziyetimizi yazmaya karar verdik
Adıyaman'la ilgili sosyal medyada gördüğünüz her kareyi her görüntüyü her acıyı 1000 ile çarpın bunun dışında yaşanan felaket ve enkazla ilgili yapılan hiçbir açıklamaya inanmayın.
Vaziyet budur halimiz budur gerçeğimiz budur...
Bunca acının ve ölümün ve çaresizliğim görünürde sebebi depremdir, Amenna ve saddakna... Ama görünmeyen ve asla dile getirilmeyen gerçek sebebi 3 katlı yerlere 6, 6 katlı yerlere 9 kat imar verilmesi ve nerede ise kaçak göçek yapılan her yere yılda bir kez getirilen imar aflarıdır...
Adıyaman'da 40 yıl önce temelini kazma kürek elimizle kazdığımız baba evi dimdik ayaktadır. Hepi topu 80 metrekare 80 metrekarelik bir evde şu anda 80 kişi yaşamaktadır.
Baba evi gibi binlerce ev daha ayaktadır. Hiçbir kontrolden ve denetimden geçmeyen 20 yıl öncesine ait 3 katlı ve 4 katlı evler neredeyse depremden hiç etkilenmedi de diyebiliriz. Ama her türlü incelemeden denetimden geçen ve satılmayı bekleyen binlerce 9 katlı LÜX daireler enkaz haline gelmiştir. Kahrolduğumuz yer burasıdır. Ve yaşanan felaketten sonra yaşanan müthiş iletişimsizlik ve organizasyonsuzluktur.
Adıyaman'ın 4 kattan fazlasını kaldıramadığı ancak yaşanan felaketle anlaşılmıştır...
Çocukluk arkadaşlarımızı kaybettik,
gençlik arkadaşlarımızı kaybettik,
okul arkadaşlarımızı kaybettik,
meslektaşlarımızı kaybettik.
Ve neredeyse hiç birsinin cenazesine dahi gidemedik birçoğuna başsağlığı bile dileyemedik.
Mezarlıkta boynumuza sarılan tanımadığımız gençlerin arkadaşlarımızın çocukları olduğunu öğrendik.
Babalarının bizimle olan dostluğundan bahsettiler kahrolduk, kahrolduk kahrolduk.
***
Bursa'dan Ankara'dan İstanbul'dan Çanakkale'den Van'dan Diyarbakır'dan Mardin'den ve Türkiye'nin daha birçok ilinden ve Karadeniz'den arayan soran tüm dostlara teşekkür ediyoruz, bizi hatırladıkları için unutmadıkları için... Telefonu kapatır kapatmaz ağlıyoruz, ağlıyoruz ağlıyoruz...
Sadece kendimize değil enkaz altında kalan kurtarılmayı ve çıkarılmayı bekleyen tanımadığımız bilmediğimiz binlerce insana ve enkazları etrafında dolanıp duran on binlerce insana ağlıyoruz...
Başka bir şey gelmiyor elimizden ...